Türk Onkoloji Vakfı

Ana Sayfa  |  Poliklinik ve Birimlerimiz  |  Doktorlarımız  |  Medikal Yazılar  |  Anlaşmalı Kurumlar  |  İletişim

Hasta Hakları

Yeniköy Tıp Merkezi'nde tedavi olmaya başlamadan önce haklarınızı öğrenin.

Devamı

Check-Up

50 yaşın üzerindeki herkesin düzenli olarak check-up yaptırmasını öneriyoruz.

Devamı

Mamografi

Yeniköy Tıp Merkezi'nde Mamografi yaptırmak çok kolay.

Devamı

Fizik Tedavi

Yeniköy Tıp Merkezi en yeni teknoloji ile fizik tedavi hizmeti vermektedir.

Devamı

Meme Kanseri

Opr. Dr. Hasan Karanlık

Meme :

Memeler süt yapabilen bezlerdir. Her meme, kaburgaları örten göğüs kaslarının üzerindedir. Her meme lob denilen 15 - 20 kısımdan oluşmuştur. Loblar küçük lobülleri kapsar. Lobüller süt üreten küçük bezleri içerir. Süt, lobüllerden ve duktus denilen ince kanallardan geçerek meme başından akar. Meme başı areola denilen koyu renkli cilt bölgesinin merkezidir. Lobül ve kanalların arasını yağlar doldurur. Memeler aynı zamanda lenf denen renksiz sıvıyı taşıyan lenf kanallarını da içerir. Lenf kanalları küçük yuvarlak lenf bezlerine açılır. Lenf bezi grupları memenin yanında koltukaltında, köprücük kemiğinin üstünde, sternumun (iman kemiği) arkasında ve vücudun diğer bölümlerinde bulunur. Lenf bezleri lenf sisteminde olabilecek bakteri, kanser hücreleri ve diğer zararlı bileşenleri tutarlar.

Kanseri anlamak :

Kanser, dokuları oluşturan hücrelerde başlar. Dokular vücutta organları oluşturur. Normalde, vücut ihtiyaç duydukça, hücreler yeni hücre oluşturmak için büyür ve bölünür. Hücreler yaşlandığında ölürler ve yerlerini yeni hücreler alır. Bazen bu sıralı işlem yanlış gider. Vücut ihtiyaç duymadığı halde yeni hücre oluşur, yaşlı hücreler de ölmesi gerekirken ölmezler. Bu hücreler, tümör dediğimiz bir doku topluluğu oluştururlar. Her tümör kanser değildir. Tümörler iyi yada kötü huylu olabilirler.

İyi huylu tümörler kanser değildir. Kötü huylu tümörler iyi huylu tümörlerden daha önemlidir. Bunlar çoğunlukla çıkarılabilir ve tedavi edilebilirler. Kötü tümörlerin hücreleri yakındaki dokulara ve organlara sıçrayıp zarar verebilir. Kanser hücreleri aynı zamanda tümörden ayrılıp kana yada lenf sistemine karışabilirler. Böylece diğer organlara yayılıp yeni tümör oluşturabilirler. Kanserin yayılmasına metastaz denir.

Meme kanseri hücreleri, lenf sistemine girdiğinde memenin yanındaki lenf bezlerine yayılabilirler. Bu yayılım kan yoluyla diğer organlara da olabilir. Kanser yayıldığında (metastaz) yeni tümör, ilk tümör gibi aynı anormal hücrelere ve aynı ada sahip olur. Örneğin, eğer meme kanseri, kemiğe sıçrarsa kemikteki kanser hücreleri meme kanserinin hücreleridir. Bu hastalık kemik kanseri değil, metastatik meme kanseridir. Kemik kanseri gibi değil, meme kanseri gibi davranılır. Doktorlar yeni tümöre"uzak" ya da "metastatik hastalık" derler.

Risk faktörleri :

Kadın : Kadın olmak meme kanseri oluşum riskini artırır. Fakat meme kanseri olan her 100 kadına karşılık 1 erkekte aynı hastalık görülecektir.

Yaş : Yaşlandıkça taşıdığınız risk artar. Doksan yaşına kadar yaşayacağınız varsayılırsa, tüm yaşamınız boyunca meme kanserine yakalanma riskiniz yaklaşık %14'tür. Bu durum kulağa korkunç gelebilir, çünkü 90 yıllık bir yaşam süresinde yaklaşık yedi kadından birinde meme kanseri görülmesi anlamına gelmektedir.

Genetik faktörler : Günümüze kadar kalıtıma bağlı meme kanserleri iki gen ile ilişkilendirilmiştir.

Meme kanseri geni 1 anlamına gelen BRCA1 ve meme kanseri geni 2 anlamına gelen BRCA2 genleri :

Bu genlerin görevi meme hücrelerinin normal olarak gelişmelerini sağlamak ve kanser hücrelerinin çoğalmasını engellemektir. Ancak bu genlerde bozukluk veya mutasyonlar olursa meme kanseri riskinde artış meydana gelir. Anormal BRCA1 ve BRCA2 genleri tüm meme kanserlerinin yaklaşık %10'undan sorumludur.

Anormal BRCA1 veya BRCA2 geni taşıyan meme kanserli hastaların aile öykülerinde meme kanseri, yumurtalık kanseri veya her ikisi yer alır. Ancak, meme kanserli kadınların çoğunun aile öyküsünde meme kanserinin bulunmadığının da unutulmaması gerekir. BRCA1 ve BRCA2'nin tanımlanmasıyla meme kanseri tarama ve tedavisinde yeni teknikler geliştirilmiş ve hastalık riski azaltılmıştır.

Çevresel Faktörler ve Meme Kanseri Riski :

Meme kanseri ve daha birçok hastalık riskini etkileyebilen birçok faktör bulunmaktadır : ne yediğiniz, yaptığınız egzersiz miktarı, sigara içip içmemeniz, çevrenizdeki kimyasallar ve daha niceleri. Ancak, belirli yiyecek veya kimyasalların yüksek veya düşük meme kanseri riskiyle kesin olarak ilişkili olduğunu söylemek zordur. Araştırıcılar halen, belirli yaşam tarzı ve çevresel faktörlerin meme kanseri riskini nasıl etkilediği konusunda mümkün olabildiğince bilgi elde etmek için yoğun olarak çalışmaktadırlar.

Deodorant / ter önleyiciler ve meme kanseri riski : Deodorant / ter önleyiciler meme kanseri riskini arttırmaz.

Saç boyası ve meme kanseri riski : Araştırma sonuçlarına göre saç boyası ile meme kanseri riski arasında bir ilişki yoktur.

Doğum kontrol hapları ve meme kanseri riski : Doğum kontrol hapları ile meme kanseri riski arasında ilişki yoktur.

Erken adet ve geç menopoz : 12 yaşından önce adet başlangıcı ve 50 yaşından sonra menopoz meme kanseri riskini arttırır.

Doymuş yağ oranı yüksek beslenme : Yağların cinsleri önemlidir. Kanola yağı ve zeytin yağı gibi tek bağlı doymamış yağlar meme kanseri riskini artırmazken mısırözü yağı ve et gibi besinler riski artırır.

Meme kanserinde aile hikayesi : Aile hikayesinde meme kanseri olanlar hastalığın oluşması bakımından yüksek risk altındalar. Fakat meme kanseri olan kadınların %85' inin ailesinde meme kanseri hikayesi yoktur.

Aile hikayesi sadece anne, kız ve kız kardeşten oluşan yakın akrabaları kapsar. Eğer aile bireylerinden menopoza girmiş, 50 ve daha üstü yaşta meme kanseri teşhisi konmuş olan biri varsa hayat boyu risk sadece %5 artar. Aile bireylerinden menopoz olmamış olanın riski %18,6' dır. Eğer yakın aile bireylerinden menopoz öncesi ve iki taraflı meme kanseri olan varsa, hayat boyu risk %50' dir.

Belirgin bir şekilde pozitif aile geçmişi olan ve menopoz öncesi meme kanseri olan kadınlar, mamografi çektirmeye aile bireylerinin teşhis yaşından 10 yıl önce başlamalılar. BRCA-1 ve BRCA-2 gen testleri yüksek riskteki hastaları belirleyebilir. Bu sadece meme kanseri için değil epitelyal tümörler ile yumurtalık ve kolon kanserleri için de geçerlidir.

Geç yada hiç doğum yapmamış olmak : 35 yaşına kadar hamilelik bir şekilde koruyucudur. Hiç doğurmamış ve emzirmemiş olanların artmış meme kanseri riski vardır.

Orta derecede alkol alımı : Günde 2 kadehten fazla alkol kullanımı sadece genel sağlık içinde zararlıdır.

Östrojen tedavisi : Çoğu çalışma 10 yıldan fazla östrojen alımının meme kanseri gelişiminde ufak bir risk artışına sebep olduğunu göstermektedir. Fakat bu çalışmalar östrojen alımının aynı zamanda osteoporoz, kalp hastalığı, Alzheimer ve kolon kanseri riskinin azalmasına sebep olduğunu vurgulamaktadır.

Geçmiş meme kanseri hikayesi : Önceden meme kanseri olmuş hastaların diğer memelerinde kanser gelişme riski yüksektir. Bu risk yılda %1 ya da yaşam boyu %10 oranındadır. Meme kanseri teşhisinden sonra klinik izlemenin sebebi, sadece hastalığın yeniden oluşmasını değil aynı zamanda diğer memede ortaya çıkabilecek kanseri erkenden teşhis etmektir.

Hodgkin hastalığı için ışın tedavisi : Göğsüne ışın tedavisi uygulanan hastalar yaklaşık 10 yıl sonra yüksek meme kanseri riskine sahip olur, bu gruptaki hastalar erken teşhise önem verilmelidirler.

Orta derecede obezite : Obezite ve meme kanseri ilişkisi karışık olmakla birlikte yüksek riskle ilişkilidir.

Tarama :

Kadın meme kanserine yakalanma riskini doktoruyla konuşmalı. Ne zaman kontrollere başlayacağını ve ne sıklıkta kontrol edileceğini sormalı. Bu kararlar diğer tıbbi kararlar gibi kadının ihtiyaçlarına göre olmalı. Kanser için taramanın belirtiler olmadan önce olması önemli. Bu doktorların kanseri bulup ona göre davranmasına yardım eder. Kanser erken bulunduğunda tedavi daha etkili olur. Doktor, meme kanseri belirtileri görülmeden önce tarama önerebilir.

* Mamografi

* Klinik meme testi

* Kişisel meme testi

Mamografi :

Meme kanserini erken bulmak için Amerikan Ulusal Kanser Enstitüsü aşağıdakileri önerir :

* 40 yaş ve üstündeki kadınlar her 1-2 yılda bir mamografi (göğsün röntgeni) çektirmeliler.

* Ortalamanın üstünde meme kanseri riski olan kadınlar doktorlarıyla 40 yaşından önce mamografi çektirip çektirmeyeceklerin ve ne sıklıkta olması gerektiğini konuşmalılar.

Mamografi taramaları çoğunlukla meme kitlelerini hissedilmeden önce gösterebilir. Aynı zamanda kalsiyum birikmelerini de gösterebilir. Bunlara mikrokalsifikasyon denir. Bu kitleler kanser belirtisi olabilir. Eğer doktor mamografide anormal bir alan görürse, daha fazla resim çekilmesini isteyebilir. Aynı zamanda doktor biyopsi de isteyebilir. Biyopsi, kanserin varlığından emin olmak için tek yoldur. Mamografilar, doktorun kanseri erken bulması için en iyi araçlardır. Fakat bir kadın aşağıdakileri aklında tutmalı :

* Bir mamografi varolan bazı kanserleri göstermeyebilir.(Buna "yanlış negatif" denir.)

* Bir mamografi kanser olmayan ş;eyleri de gösterebilir. (Buna "yanlış; pozitif" denir)

* Bazı hızlı büyüyen tümörler, mamografi tespit etmeden vücudun diğer kısımlarına da yayılmış olabilir.

Mamografiler (aynı zaman da dişle ilgili röntgen ve rutin röntgen de) çok az dozda radyasyon kullanırlar. Her ne kadar yararları risklere göre daha ağır bassa da röntgene sürekli maruz kalmak zararlı olabilir. Her seferinde röntgenin gerekliliğini ve vücudunun diğer bölümlerinin korunup korunmayacağının doktora sorulması iyi olur.

Klinik Meme Testi :

Klinik meme testi sırasında, doktor kadınların göğsünü ayakta, otururken ve yatarken inceler. Kadının kolunu kafasının üzerine kaldırması, vücudunun yanında sarkıtması, beline koyması istenebilir. Doktor memelerdeki beklenmedik boyut ve şekil de dahil olmak üzere memeler arasındaki farklılıklara bakar. Her memede kızarıklık, çukur ve diğer anormal işaretler kontrol edilir. Meme uçları bir akıntının olup olmadığını kontrol etmek için sıkılabilir.

Doktor parmaklarıyla kitleleri bulmak için, önce tüm göğsü sonra koltukaltını, köprücük kemiğinin önce bir tarafını sonra diğer tarafını kontrol eder. Bir kitle önce genellikle bezelye tanesi kadardır. Göğse yakın lenf nodları şiş olup olmadığına bakılır.

Tüm klinik test 10 dakika sürebilir.

Kişisel Meme Testi :

Bazı kadınlar memelerindeki değişiklikler için aylık kişisel test yaparlar. Bir kadın bu testi yaptığında, her kadının göğsünün farklı olduğunu, yaşlanmadan, adet, doğum, menopoz ve doğum kontrol haplarından ve diğer hormonlardan dolayı değişiklikler olabileceğini hatırlamalı. Memelerin kitleli ve farklı olması normaldir. Aynı zamanda adet döngüsünden önce veya adet döngüsü sırasında kadınların memelerinin şiş ve hassas olması yaygındır.

Kadınların kişisel meme testi sırasında veya başka bir zamanda farklı bir şey fark etmeleri halinde doktorlarına başvurmaları gerekir. Aynı zamanda kişisel testlerin, düzenli mamografi ve klinik meme testlerinin yerini tutmayacağını hatırlamak gerekir. Her ne kadar kişisel meme testleri daha çok meme biyopsisine neden olsa da, şimdiye kadar olan çalışmalar kişisel testlerin meme kanserinden dolayı ölümleri azaltmadığını gösterdi.

Tanı :

Meme Kanseri Nasıl Yakalanır ?

Herhangi bir belirti bulunmayan kişilerde, kanser gibi hastalıkları bulmak için yapılan test ve muayenelere tarama adı verilir. Meme kanseri ne kadar erken yakalanırsa tedavi şansı o kadar yüksektir. Amaç, kanserlerin belirtilere yol açmadan önce bulunmasıdır. Meme kanserinin boyutu ve ne kadar uzağa yayıldığı hastanın durumunun belirlenmesindeki en önemli faktörlerdir. Birçok doktor, meme kanserlerinin erken saptanmasını sağlayan testlerin her yıl binlerce yaşamı kurtardığını düşünmektedir. Aşağıdaki yönergeler meme kanserinin erken tanı ve başarılı tedavi şansını arttırmaktadır.

Meme Kanserinin Erken Tanı İlkeleri :

Herhangi bir belirti bulunmayan kadınlarda meme kanserlerinin erken tanısı için Amerikan Kanser Derneği aşağıdaki ilkeleri önermektedir :

Mamografi : Kırk yaş ve üzerindeki kadınların her yıl mamografi çektirmeleri ve sağlıklı oldukları sürece de bunu sürdürmeleri önerilmektedir. Mamografiler bazı kanserleri atlasa da, meme kanserlerini saptamak için iyi bir yöntemdir.

Klinik meme muayenesi : Yirmili ve otuzlu yaşlardaki kadınların tercihen üç yılda bir düzenli muayenenin bir parçası olarak bir uzmana klinik meme muayenesi (KMM) yaptırmaları gerekir. Kırk yaşından sonra ise her yıl bir uzman tarafından KMM yapılmalıdır. Mamografiden hemen önce KMM yaptırılması iyi bir fikir olabilir. Kendi memenizin neye benzediğini öğrenmek için bu muayeneden yararlanabilirsiniz.

Meme bilinci ve kendi kendine meme muayenesi (KKMM) : KKMM, yirmili yaşlarda başlanabilecek bir seçenektir. Kadınlarla KKMM'nin yararları ve kısıtlılıkları hakkında konuşulmalıdır. Memelerinin görünümünde veya KKMM'de bir değişiklik fark eden kadınların bunu hemen doktorlarına bildirmeleri gerekir.

KKMM yapmaya karar verdiğinizde, doktorunuz veya hemşirenizin yönteminizin doğruluğunu kontrol etmeleri gerekir. Düzenli aralıklarla KKMM yapıyorsanız memelerinizin normal görünümü ve hissini öğrenmiş olmanız gerekir. Böylece değişiklikleri daha kolay fark edebilirsiniz. Ancak KKMM yapmayabilir veya sabit bir programa göre yapmayabilirsiniz. En önemlisi aşağıdaki değişiklikleri fark ettiğinizde hemen doktorunuza başvurmanızdır : yumru veya şişlik, ciltte tahriş veya çöküntü, meme başı ağrısı veya içe çekilmesi, meme başı veya meme derisinde kızarıklık veya pullanma, süt dışında akıntı. Memede meydana gelen bu değişikliklerin çoğu kez kanser olmadığının unutulmaması gerekir.

Yüksek riskli kadınlar : Meme kanseri açısından yüksek risk taşıyan kadınlar, en uygun yaklaşımın bulunması için doktorlarıyla görüşmelidir. Bu, mamografilere daha erken yaşlarda başlanması, ek tetkikler yapılması veya daha sık muayene anlamına gelebilir.

Tanı Yöntemleri :

Mamografiler

Mamografi, memenin röntgen filmidir. Meme problemi olmayan kadınlarda meme hastalığı olup olmadığına bakmak için bu tetkik kullanılır. Yine meme bulguları olan kadınlarda tanı amacı ile kullanılır.

Mamografi sırasında meme 2 tabaka arasında sıkıştırılarak dokunun düzleştirilmesi ve yayılması sağlanır. Bu basınç sadece birkaç saniye sürmektedir. Biraz rahatsızlık verse de iyi bir görüntü elde etmek için gereklidir. Çok düşük düzeyde radyasyon kullanılır. Birçok kişi x ışınlarına maruz kalmaktan çekinse de, mamografilerde kullanılan düşük düzeydeki radyasyon meme kanseri riskini arttırmaz.

Mamografi çektirmek için belden yukarıdaki giysilerinizi çıkarmanız gerekir. Örtünmeniz için bir örtü verilecektir. Bir teknisyen (genellikle kadın) memenizi tetkik için doğru biçimde yerleştirecektir. Grafi çekilirken sadece birkaç saniye basınç uygulanmaktadır. Tüm işlem yaklaşık 20 dakika sürmektedir.

Mamografi çekilen her on kadından birinde daha fazla görüntü alınmasına ihtiyaç duyulur, ancak bu kadınların çoğunda meme kanseri yoktur, bu yüzden böyle bir durumla karşılaşırsanız telaşa kapılmayın. Her 1,000 mamografiden sadece bir veya ikisinde kanser tanısı konulmaktadır.

Meme kanseri riski yüksek olan kadınların en iyi yaklaşım için doktorlarıyla konuşmaları gerekir. Daha genç yaşta mamografi çektirmeye başlamaları, daha sık çektirmeleri veya başka testler yaptırmaları yararlı olabilir. Eğer yüksek risk taşıyorsanız doktorunuz ultrason veya MRG (manyetik rezonans görüntüleme) önerebilir.

Klinik Meme Muayenesi

Klinik meme muayenesi (KMM); doktor, hemşire veya asistan doktor gibi bir uzman tarafından memelerinizin muayene edilmesidir. Bu muayene için belden yukarıdaki giysilerinizi çıkarmanız gerekir. Muayene eden kişi ilk olarak memelerinizin büyüklük veya şeklinde bozukluk olup olmadığına bakacaktır. Daha sonra, parmaklarının etli kısımlarıyla yavaşça dokunarak memelerinizde yumru olup olmadığına bakacaktır. Eğer bilmiyorsanız kendi kendine meme muayenesinin nasıl yapıldığını öğrenmek için bu iyi bir fırsattır.

Meme Bilinci ve Kendi Kendine Meme Muayenesi

Kadınların memelerinin normalde nasıl göründüğünü ve hissedildiğini bilmeleri ve herhangi bir değişikliği hemen doktorlarına bildirmeleri gerekir. Bir değişiklik saptamanız kanser anlamına gelmez.

Memelerinizin nasıl göründüğü ve hissedildiğini bilmeniz, meydana gelebilecek herhangi bir değişikliği fark etme şansınızı arttırır. Belirli bir program izleyerek, memelerinizi adım adım incelemeyi de tercih edebilirsiniz. Kendi kendine meme muayenesi (KKMM) için en uygun zaman memelerinizin hassas veya şiş olmadığı zamandır. Herhangi bir değişiklik saptarsanız hemen doktorunuza başvurunuz.

Meme implantı (silikon) olan kadınlar da KKMM yapabilirler. Cerrahınız implantınız sınırlarını belirlemesi, ne hissettiğinizi anlamanıza yardımcı olabilir. İmplantlar meme dokusunu iterek muayeneyi kolaylaştırabilirler.

Meme Kanseri Şüphesi Varsa

Meme kanseri olduğunuzu düşündürecek herhangi bir sebep varsa başka testler yaptırmanız gerekir. Size bazı sorular sorup tam bir fizik muayene yaptıktan sonra (klinik meme muayenesi dâhil) doktorunuz aşağıdaki testlerden yaptırmanızı önerebilir :

Görüntüleme Testleri :

Mamografiler : Mamografiler genellikle tarama için kullanılsa da, meme kanseri olduğunuzu düşündüren bir sebep olduğunda da yapılabilir. Bunlara tanısal mamografiler adı verilir. Böyle bir mamografi, her şeyin yolunda olduğunu ve tekrar yıllık mamografilere dönebileceğinizi gösterebilir. Ya da biyopsi yapılması gerektiğini de gösterebilir. Mamografide tümör görülmese de, sizin veya doktorunuzun bir yumru hissetmeniz durumunda biyopsi yapılması gerekebilir. Bunun istisnası, ultrason ile yumrunun kist olduğunun gösterilmesidir. Mamografiler genç kadınlarda daha az etkindir çünkü memelerinin daha sıkı olması tümörü gizleyebilir. Hamile veya emziren kadınlar için de aynı durum geçerlidir. Meme kanserlerinin çoğu yaşlı kadınlarda görüldüğü için bu durum bir sorun oluşturmaz. Ancak, meme kanseri açısından genetik risk taşıyan genç kadınlar için bu bir sorundur çünkü bu kadınlarda genellikle daha genç yaşta kanser ortaya çıkmaktadır. Bu nedenle, artık bazı doktorlar bu kadınların taranmasında mamografi ile birlikte MRG yapılmasını da önermektedir. Mamografi ile kanser olup olmadığı kesin olarak gösterilemez. Eğer mamografisiz olası bir soruna işaret ediyorsa, meme dokusu örneği alınır ve mikroskop ile incelenir. Bu işleme biyopsi adı verilir.

Meme ultrasonu : Ultrason, ses dalgaları kullanılarak vücudun bir bölgesinin görüntülenmesidir. Ses dalgalarının yansımaları bilgisayar tarafından toplanarak ekranda bir görüntü (resim) oluşturulur. Ultrason, mamografi ile birlikte kullanılabilecek iyi bir yöntem haline gelmiştir. Yaygın olarak bulunmakta ve diğer testlerden daha ucuza mal olmaktadır. Genellikle, mamografi ile bulunan belirli bir bölgeye bakmak için kullanılır. Ayrıca, iğne ile sıvı çekilmesine gerek kalmadan kist ile katı kitleler arasında ayırım yapma olanağı sağlar.

Duktografi : (galaktografi olarak da adlandırılır.) özel bir röntgen tetkiki olup, meme başı akıntısının sebebinin belirlenmesinde bazen yardımcı olmaktadır. Meme başındaki kanalın açıklığına ince plastik bir boru yerleştirilir. Röntgen filminde kanalın görülmesini sağlayan bir madde enjekte edilir. Kanalın içinde bir kitle varsa görüntülenebilir. Akıntı varsa, sıvı alınarak kanser hücreleri açısından araştırma yapılabilir.

MRG (manyetik rezonans görüntüleme) : MRG'de x ışınları yerine radyo dalgaları ve kuvvetli mıknatıslar kullanılır. Bilgisayar aracılığıyla bu dalgalar son derece detaylı bir görüntü haline getirilir. Mamografilerde bulunan kanserlerin veya meme kanseri riski yüksek kadınların incelenmesinde özel MRG türleri kullanılabilir. Bu yöntemle küçük kanserlerin bulunmasının gerçekten hayat kurtarıcı olup olmadığı henüz bilinmemektedir. Durumunuz hakkında doktora daha fazla bilgi verebilecek bazı başka testler de bulunmaktadır. Bu testlerden birini yaptıracak iseniz, çekinmeden doktorunuzdan size test ile ilgili açıklama yapmasını isteyiniz.

Biyopsi

Testler meme kanseri olabileceğinizi gösteriyorsa biyopsi yapılır. Kesin olarak öğrenmenin yolu biyopsi yaptırmaktır. Bu işlem sırasında, ilgili alandan hücreler alınarak laboratuvarda incelenir. Birçok biyopsi türü vardır. Doktorunuz sizin için en iyi olanı seçecektir.

İnce iğne aspirasyon biyopsisi (İİAB) : Bu testte, çok ince bir iğne kullanılarak yumrudan sıvı çekilmeye çalışılır. İğneyi yumruya isabet ettirmek için doktorunuz ultrason kullanabilir. Bölge uyuşturulabilir veya uyuşturulmayabilir. Bazen anestetik madde verilme işlemi biyopsinin kendisinden daha çok rahatsızlık verebilir. Çekilen sıvı berrak ise yumrunun iyi huylu kist olma olasılığı yüksektir. Kanlı veya bulanık sıvı kist anlamına gelebileceği gibi nadiren kanser de olabilir. Eğer yumru katı ise, küçük doku parçaları alınır. Bu parçalara mikroskop ile bakılarak kanser olup olmadığı incelenir. Biyopsi net bir sonuç vermediği takdirde veya doktorunuz hâlâ emin değilse, ikinci bir biyopsi veya farklı türde bir biyopsi yapılması gerekebilir.

Stereotaktik kalın iğne biyopsisi : Bu testte kullanılan iğne, ince iğne biyopsisinde kullanılandan daha kalındır. Birkaç doku parçası almak için kullanılır. Biyopsi hastaneye yatmadan, lokal anestezi (o bölge uyuşturulur) ile yapılır.

Cerrahi biyopsi : Bazen mikroskopla incelemek için yumrunun bir kısmı veya tamamının çıkarılması için cerrahi uygulanması gerekir. Tüm yumrunun etrafındaki bir miktar normal doku ile birlikte çıkarılması gerekir. Bu işlem genellikle hastaneye yatmadan gerçekleştirilir. Lokal anestezi uygulanır, ayrıca gevşemeniz ve işlemi fark etmemeniz için sakinleştirici de verilebilir. Doktorunuza ne tür biyopsi yapılacağını ve işlem sırasında ve sonrasında nelerle karşılaşabileceğini sorunuz.

Biyopsi laboratuvar testleri : Biyopsi ile alınan dokular laboratuvarda incelenerek iyi huylu veya kanser ayırımı yapılır. Kanser değilse ek bir tedavi gerekmez. Eğer kanserse, kanserin türü ve invaziv olup olmadığı hakkında biyopsi ile bilgi edinilebilir. Biyopsi örneğine 1'den 3'e kadar bir derece verilir. Normal meme dokusuna daha çok benzeyen kanserlerin daha yavaş büyüme ve yayılma eğilimleri vardır. Genellikle, düşük derece yavaş büyüyen kansere, yüksek derece ise hızlı büyüyen kansere işaret eder. Derece, sonucun (prognoz) tahmin edilmesine yardım eder. Tümör derecesi, özellikle lenf bezi tutulumu olmayan küçük tümörlü hastalarda önem taşır. Bu tür hastalarda tümör çıkarıldıktan sonra ek bir tedaviye gerek kalmayabilir; ancak yüksek dereceli tümörlere sahip hastalara genellikle hormon tedavisi veya kemoterapi uygulanır.

Biyopsi örnekleri östrojen (ER) veya progesteron (PR) gibi bazı hormonlara ait reseptörler bulundurup bulundurmadıkları açısından da incelenebilir. Eğer reseptör varsa genellikle ER-pozitif veya PR-pozitif olarak adlandırılır. Bu tür kanserlerin, reseptör bulunmayan türlerden daha iyi sonuçlanma eğilimi vardır çünkü hormon tedavisine daha iyi yanıt verirler. Her 3 meme kanserinden 2'sinde bu reseptörler bulunur.

Kanserin büyüme hızı ve en iyi sonuç verecek tedavinin belirlenmesi için de başka laboratuvar testleri yapılabilir.

Gen düzeni testleri : Yapılan araştırmalarda, aynı anda birçok gen düzeninin incelenmesinin, ilk tedaviden sonra kanserin yineleyip yinelemeyeceğinin belirlenmesine yardımcı olduğu gösterilmiştir. Özellikle kemoterapi gibi ek tedavilerin yararlı olup olmayacağına karar verilirken bu testlerden yararlanılabilir. Şu anda farklı gen dizilerinin incelendiği 2 ayrı test bulunmaktadır. Bazı doktorlar bu testleri uygularken, bazıları bu konuda devam eden büyük klinik çalışmaların sonuçlanmasını beklemektedir.

Meme Kanseri Yayılımını Bulmak İçin Kullanılan Testler :

Akciğer filmi :

Kanserin akciğerlere yayılıp yayılmadığını görmek için bu tetkik yapılabilir.

Kemik sintigrafisi :

Bu tetkikle kanserin kemiklere yayılıp yayılmadığı görülebilir. Hastaya düşük dozda radyasyon verilir. Kemik, radyasyonu tutarak filmde "sıcak nokta" şeklinde yapıların belirmesine yol açar. Bu sıcak noktalar kanser olabilir; ancak, artrit gibi başka sorunlar da bu duruma yol açabilir. Bu nedenle sıcak noktaların röntgen filmlerinin çekilmesi gerekebilir.

BT (bilgisayarlı tomografi) :

BT özel bir röntgen türüdür. Çeşitli açılardan birçok görüntü alınır. Bu görüntüler bilgisayarda birleştirilerek, iç organların detaylı bir görüntüsü oluşturulur. Kanserin karaciğer veya diğer organlara yayılıp yayılmadığının gösterilmesinde bu tetkikten yararlanılabilir. Ayrıca, biyopsi iğnesinin şüpheli bölgeye yerleştirilmesinde kılavuz olarak da kullanılabilir.

MRG (manyetik rezonans görüntüleme) :

MRG'de x ışınları yerine radyo dalgaları ve kuvvetli mıknatıslar kullanılır. Beyin ve omuriliğin görüntülenmesi için bu tetkikten yararlanılabilir. BT'den biraz daha rahatsızlık verici olabilir çünkü biraz daha uzun sürer ve çekim sırasında dar bir bölmeye girmeniz gerekir. Ayrıca makinenin çıkardığı yüksek sesten de rahatsız olabilirsiniz. Bazı merkezlerde kulaklıktan müzik dinletilerek bu gürültü bastırılmaya çalışılır.

PET (pozitron emisyon tomografi) tetkiki :

Bu tetkikte radyoaktif atom bulunduran bir tür şeker kullanılır. Kanser hücreleri bol miktarda şeker emerler. Böylece özel bir kamera ile bu hücreler görüntülenebilir. Doktor, kanserin yayıldığını düşünüyor ancak nereye yayıldığını bilmiyorsa PET tetkiki yapılabilir. Ayrıca lenf bezleri alınmadan önce kanser kontrolü yapılması için de kullanılabilir. Bazı yeni cihazlar aynı anda hem PET hem de BT yapabilmektedir. Doktorunuzun sizin için en iyi tedaviye karar vermeden önce yapılabilecek başka testler de vardır. Yapılan diğer testler konusunda doktorunuza soru sormaktan çekinmeyiniz. Kanser saptandığında artık hastalık hakkında bilgi almanın zamanı gelmiş demektir. Önce biyopsi, ardından başka testler yapılır ve daha sonra tedavi kararı verilir. Hareket tarzını seçmeden önce doktorunuzla ve ailenizle görüşecek zamanınız vardır. Apar topar tedaviye başlamanın gereği yoktur. Sizin için en iyi tedavi seçeneği hakkında karar vermeden önce ikinci kez düşünmelisiniz.

İlave Testler :

Eğer tanı kanser ise, doktor alınan doku için özel laboratuvar testleri isteyebilir. Bu testlerin sonucunda, doktorun kanser hakkında daha fazla bilgi sahibi olmasına ve uygun tedaviyi planlamasına yardımcı olunur.

Meme kanseri olan kadınlara hormon reseptör testleri ve diğer yardımcı testler yapılacaktır. Bu kanserin büyümesi için hormona (östrojen veya progesteron) ihtiyaç duyup duymadığını belirler. Bu da, doktorun tedaviyi planlamasına yardımcı olur.

Belirtiler :

Meme kanseri kadınların dikkat etmesi gereken bazı değişiklikler yaratabilir : Meme ve meme ucunda farklılık

* Memenin yanında veya koltukaltında bir kitle veya kalınlık.

Adet döneminden hemen önce ortaya çıkan ve âdetten sonra kaybolan veya boyutça küçülen yumrular hemen her zaman önemsizdir. Bu tür değişiklikler bazen fibrokistik değişiklikler olarak yorumlanır. Memenin üst-dış kısmında daha sık görülmekle birlikte, memenin herhangi bir bölgesinde ortaya çıkabilirler. Menopoz öncesi yaşlarda bu tür değişikliklerin daha sık görülme eğilimi vardır. Bu değişikliklerin kesin nedeni bilinmemekte, kadın hormonları olan östrojen ve progesterona memenin anormal bir aşırı yanıtını yansıttığı düşünülmektedir. Koltukaltındaki lenf bezleri de memedeki, koldaki (böcek ısırması, kesik, kurdeşen) veya koltuk altındaki (tıraş etmeniz durumunda) günlük değişikliklere yanıt verdiğinden, boyutlarında değişiklik meydana gelebilir. Memede giderek büyüyen bir bölge veya yumru gibi belirtiler varsa, fizik muayene, ultrasonografi ile değerlendirilmesi ve hatta mamografi çekilmesi, ayrıca sıvı veya doku örneği alınarak incelenmesi önerilir.

* Meme ucunun hassaslığı

* Meme ve meme ucunun görünümünde değişiklik

* Memenin boyutunda ve şeklinde bir değişiklik

* Meme ucunun içeri dönmesi

* Meme derisinin yada ucunun pullu, kırmızı yada şiş olması, portakal kabuğu görüntüsü.

Meme başındaki, çeşitli kremler kullanılmasına karşın ortadan kalkmayan, pullu, bazen kaşıntılı döküntüler iyi huylu olabilir (kanser değildir). Ancak bunların Paget hastalığı adı verilen, nadir bir meme kanserine bağlı olma olasılıkları da vardır. Memenin Paget hastalığı genellikle bir döküntü ile başlar. Zamanla, meme başına akan süt kanalları boyunca büyüyebilir. Erken yakalanırsa tedavi edilebilir. Steroidli kremlerle tedavi edildiğinde ortadan kalkan döküntülerin ciddi olmadıkları söylenebilir. Herhangi bir şekilde döküntünün tekrar ortaya çıkması veya kaybolmaması durumunda doktorunuzun biyopsi önerisi iyi bir fikirdir. (6)

Meme ucu akıntısı

Her ne kadar erken Meme kanseri acı vermese de, kadın ağrının veya başka bir belirtinin kaybolmaması halinde doktora başvurmalıdır. Çoğunlukla bu belirtiler kanser değildir, ama herhangi bir problemin erken teşhis ve tedavi edilmesi için doktora görünülmelidir.

Meme Kanseri Aşamaları :

Kanser tedavisini planlamak için, doktorun hastalığın evresini bilmesi gerekir. Hastalığın evresi, tümörün boyutu ve ne kadar yayıldığıyla ilgilidir. Evrelendirme, kanserin yayılıp yayılmadığını, yayıldıysa vücudun hangi bölgelerine yayıldığını öğrenmek için röntgen ve laboratuvar testlerini kapsayabilir. Meme kanseri yayıldığında, kanser hücreleri çoğunlukla koltukaltındaki lenf bezlerinde bulunur. Kanserin boyutu, çoğunlukla ameliyatla memedeki tümörün ve koltuk altındaki lenf bezlerinin alınmasına kadar bilinmez.

Evrelendirmeden sonra, kadın doktoruna aşağıdaki soruları sormak isteyebilir :

* Ne tür bir meme kanserine sahibim?

* Hormon reseptör testi ne gösterdi? tümör dokusunda başka hangi laboratuvar testleri yapıldı ve ne gözüktü?

* Hastalık hangi safhada? Kanser yayılmış mı?

* Bu bilgi, ne tür bir tedavi yada ilerde hangi testlere maruz kalacağıma karar verirken nasıl yardımcı olacak?

Meme Kanserinin Evreleri :

Doktorlar meme kanserini aşağıdaki evrelerle tarif ediyorlar :

Evre 0' a carcinoma in situ deniyor.

* Lobüler carsinoma in situ (LCIS) lobüldeki anormal hücrelere karşılık geliyor. (Lobülün arka plan bölümünde resmini görebilirsiniz.) Bu anormal hücreler yüksek riskin işaretçisi. Bu, LCIS olan kadının, ilerde her iki memesinde de yayılabilen kanser olma riskinin yüksek olduğu anlamına gelir (İki memede risk altında).

* Ductal carcinoma in situ (DCIS) kanaldaki kanser öncesi durumdur. DCIS aynı zamanda intraductal carcinoma olarak da adlandırılır. Anormal hücreler, kanalın dışına çıkıp etrafındaki meme dokusuna yayılmamıştır. Fakat bazen DCIS tedavi edilmezse yayılabilen kanser olur.

I. evre yayılabilen meme kanserinin başlangıç safhasıdır. 1. evre tümörün 2 cm.' den fazla geniş olmadığı ve kanser hücrelerinin memeden başka yere (lenf bezlerine) yayılmadığı durumdur.

II. evre aşağıdakilerden biridir :

Evre IIA'da

* memede tümör yoktur, ancak koltuk altındaki lenf bezleri kanser vardır; veya

* tümör 2 cm veya daha küçüktür ve koltuk altındaki lenf bezlerine yayılmıştır; veya

* tümör 2 cm'den büyük, 5 cm'den küçüktür ve koltuk altı lenf bezlerine yayılmamıştır.

Evre IIB

Evre IIB'de tümör :

* 2 cm'den büyük, 5 cm'den küçüktür ve koltuk altı lenf bezlerine yayılmıştır; veya

* 5 cm'den büyüktür ancak koltuk altı lenf bezlerine yayılmamıştır.

Evre IIIA

* memede tümör yoktur, ancak koltuk altı lenf bezlerinde (koltuk altındaki lenf bezleri) birbirine veya çevre dokulara yapışık kanser vardır; veya

* tümör 5 cm veya daha küçüktür ve çevre dokulara veya birbirine yapışık koltuk altı lenf bezlerine yayılmıştır; veya

* tümör 5 cm' den büyüktür ve koltuk altı lenf bezlerine (birbirlerine veya çevre dokulara yapışık olabilir) yayılmıştır.

Evre IIIB

Tümör herhangi bir boyut da olabilir ve

* memeye komşu dokulara (deri veya göğüs duvarı, kaburgalar veya göğüs duvarındaki kaslar) yayılmıştır ve

* meme içerisindeki lenf nodlarına veya kolun altındaki lenf nodlarına yayılabilir.

Evre IIIC' de; kanser

* köprücük kemiği altındaki ve komşu boyun boyunca uzanan lenf nodlarına yayılmıştır ve

* kanser kolun altındaki ve meme içerisindeki lenf nodlarına ve memeye komşu dokulara yayılabilir.

Evre IIIC ameliyat olabilir ve ameliyat olamaz olarak ikiye ayrılmaktadır.

Operabl Evre IIIC meme kanserinde;

* Kolun altındaki lenf nodlarında 10 veya daha fazla sayıda lenf nodunda tutulum vardır veya

* Memedeki tümörle aynı taraflı köprücük kemiği altındaki lenf nodları ve komşu boyun lenf nodlarında yayılım vardır veya

* Meme içindeki lenf nodları ve kolun altındaki lenf nodlarında yayılım vardır.

İnoperabl Evre IIIC meme kanserinde, kanser köprücük kemiği üstündeki lenf nodlarına yayılmıştır ve memedeki tümörle aynı taraftaki komşu boyun bölgesindeki lenf nodlarında tutulum vardır.

IV. evre uzak metastatik kanserdir. Kanser vücudun diğer bölgelerine sıçramıştır.

Tekrarlayan kanser, tedaviden sonra tekrar oluşan kanserdir. Kanser, lokal (meme veya göğüs duvarında) olarak veya vücudun herhangi bir bölgesinde (kemik, karaciğer, akciğer gibi) tekrarlayabilir.

Evre Göreceli 5-Yıllık Sağkalım Oranı (7)

0 %100

I %100

IIA %92

IIB %81

IIIA %67

IIIB %54

IV %20

Tedavi :

Kanser olan kadınlar hastalıkları ve tedavi seçenekleri hakkında her şeyi öğrenmek isterler. Tıbbi bakımları hakkında alınan kararlarda aktif rol oynamaları gerekir. Hastalık hakkında daha fazla şey öğrenmek kadınların hastalıkla mücadele etmesine yardımcı olur. Ama ne kadar bilgi almak ve nasıl davranılacağı kişisel seçimlerle ilgilidir. Her kadın ne kadar bilmek istediğine kendisi karar verir.

Kanserin ilk tanısından sonraki dönemde yaşanan şok ve stres, doktora sorulacak soruları düşünmeyi zorlaştırabilir. Çoğunlukla randevudan önce soru listesi hazırlamak buna yardımcı olur. Doktorun ne söylediğini hatırlamak için kadının not tutması veya ses kayıt cihazı kullanımı için izin istemesi gerekebilir. Bazıları doktorla konuşurken aile üyelerinin veya arkadaşının da tartışmada yer almasını, not almasını veya dinlemesini isteyebilir.

Doktor, kadına meme kanseri hakkında bir uzmana danışmasını önerebilir veya kadın bir öneri isteyebilir. Meme kanseri tedavisindeki uzmanlar; cerrahlar, tıbbi onkologlar, radyasyon onkologlarıdır. Bir kadın her tedavi için ilgili uzmanla görüşebilir.

Tedavi Yöntemleri :

Meme kanseri olan kadınların bir çok tedavi seçeneği var. Bunlar ameliyat, kemoterapi, radyoterapi, hormon terapisi ve biyolojik terapi. Bu seçenekler aşağıda açıklanmaktadır.

Bir çok vakada, tedavi seçeneklerinde en önemli faktör hastalığın evresidir.

Bir çok kadın birden fazla tedavi görür. Ek olarak, hastalığın herhangi bir safhasında, kadınlar acıyı ve kanserin diğer belirtilerini kontrol etmek, tedavinin yan etkilerini hafifletmek ve duygusal problemleri kolaylaştırmak için tedavi görebilirler. Bu tip tedaviye destek, belirti yönetimi ve hafifletici tedavi denir. Kanser tedavisi ya lokal tedavi ya da sistemik tedavi olur.

* Lokal tedavi : Ameliyat ve radyoterapi lokal tedavilerdir. Memedeki kanserini ortadan kaldırmak ya da yok etmek hedefleridir. Meme kanseri vücudun diğer bölgelerine yayıldığında lokal terapi o bölgelerde hastalığı kontrol etmek amacıyla kullanılabilir.

* Sistemik tedavi : Kemoterapi, hormon terapisi ve biyolojik tedavi sistemik tedavilerdir.Kana girip tüm vücutta kanseri kontrol ya da yok ederler. Meme kanseri olan bazı kadınlar radyoterapi veya ameliyattan önce tümörü küçültmek için sistemik tedavi görürler. Diğerleri ameliyat ve/veya radyoterapiden sonra kanserin yeniden oluşmasını önlemek için sistemik tedavi görürler. Sistemik tedaviler yayılmış kanser için de yapılır.

Bir çok kadın tedavinin yaşam biçimini nasıl değiştireceğini bilmek ister. Tedavi sırasında ve sonrasında nasıl gözükeceklerini bilmek isterler. Doktor, tedavi seçeneklerini, yan etkileri ve tedavinin beklenen sonuçlarını anlatmak için en iyi kişidir. Her kadın, doktoruyla ihtiyaçları ve kişisel değerleriyle örtüşecek bir tedavi planı oluşturmak için birlikte çalışabilir.

Tedavi başlamadan, bir kadın aşağıdaki soruları doktoruna sormak isteyebilir :

* Tedavi seçeneklerim nelerdir? Bana hangisini tavsiye edersiniz ? Neden?

* Her tedavinin beklenen yararları nelerdir?

* Her tedavinin riskleri ve olası yan etkileri nelerdir?

* Tedavi benim normal aktivitelerimi nasıl etkileyecek?

Kadınlar tüm soruları bir anda sormak zorunda değiller. Net olmayan noktaları ve daha fazla bilgiyi doktorlarına sormak için başka fırsatları da olacak.

Ameliyat :

Ameliyat, meme kanseri için en yaygın tedavidir. Bir çok ameliyat çeşidi var. Doktor, her türdeki ameliyatın yarar ve risklerini ve kadının dış görünümünü nasıl değiştireceğini açıklayabilir.

* Memenin alınmadığı ameliyat : Kanserin alındığı ancak memenin alınmadığı operasyona meme koruyucu ameliyat ((lumpektomi segmental mastektomi ya da parsiyel mastektomi) denir. Ayrı bir kesi ile cerrah, çoğunlukla lenf sistemine kanser hücrelerinin girip girmediğini anlamak için koltukaltındaki lenf bezlerini çıkarır. Koltukaltındaki lenf bezlerinin çıkarılma işlemine koltukaltı lenf bezi disseksiyonu denir. Memenin alınmadığı ameliyattan sonra, memede kalmış olabilecek kanser hücrelerini yok etmek için radyoterapi uygulanır.

* Mastektomi : Memenin koltukaltı lenf bezleri ile alındığı operasyona mastektomi denir. Ameliyattan sonra hastalar radyoterapi görebilir.

Çalışmalar I. ve II. Evrelerdeki meme kanserinde memenin alınmadığı ameliyat (radyoterapiyle birlikte) ve mastektominin eşit kurtarma oranları olduğu bulunmuş. Klinik çalışmalarda yeni tedavi türleri denenmektedir. Aşağıda sıralananlar bu tedaviler arasında yer almaktadır :

Sentinel lenf bezi biyopsisini takiben cerrahi

Sentinel lenf bezi biyopsisi, cerrahi sırasında sentinel lenf bezinin alınmasıdır. Sentinel lenf bezi, bir tümörün lenf akımının ilk gittiği lenf bezidir. Kanserin yayılma olasılığının en yüksek olduğu lenf bezidir. Tümörün yakınına radyoaktif madde ve/veya mavi boya enjekte edilir. Madde veya boya lenf kanallarından lenf bezine doğru akar. Radyoaktif maddeyi veya boyayı alan ilk lenf bezi çıkarılır. Patolog dokuyu mikroskopla inceler ve kanser hücreleri arar. Kanser yoksa daha fazla lenf bezinin çıkarılmasına gerek olmayabilir. Sentinel lenf bezi biyopsisinden sonra cerrah tümörü de çıkarır (meme koruyucu cerrahi veya mastektomi).

Memenin alınmadığı ameliyatta cerrah, memedeki tümör ve etrafındaki hastalıksız bazı dokuları alır. (Bazen tüm tümörün çıkarıldığı tümorektomi gibi olan eksizyonal biyopsi. Biyopsi, Teşhis bölümünde anlatılmaktadır.) tümörün çevresindeki sağlıklı meme dokusu tümörle birlikte çıkarılır. Koltukaltındaki lenf bezleri de alınabilir.

Total (basit) mastektomide cerrah tüm göğsü alır. Koltukaltındaki bazı lenf nodları da alınabilir.

Modifiye radikal mastektomide, cerrah göğsün tümünü, koltukaltındaki lenf nodlarının çoğu veya tümünü alır. İki göğüs kasının küçüğü de lenf nodlarının alınımını kolaylaştırmak için alınabilir.

Ameliyattan önce kadın doktoruna aşağıdaki soruları sorabilir :

* Ne tip ameliyatları düşünebilirim? Meme alınmadan yapılan ameliyat benim için bir seçenek olabilir mi? Bana hangi operasyonu önerirsiniz? Ameliyatın riskleri nelerdir?

* Lenf bezlerim alınacak mı? Kaçı? Neden?

* Operasyondan sonra nasıl hissedeceğim? Hastanede ne kadar kalacağım?

* Eve gittiğimde ensizyona veya kendime bakmayı öğrenmem gerekiyor mu?

* Yaralar nerede olacak? Neye benzeyecek?

* Aynı anda estetik operasyon da yapılabilir mi?

* Kolum ve omzumun gücünü ve hareketini tekrar kazanmak için özel egzersiz yapmam gerekiyor mu? Bir fizyoterapist ya da bir hemşire bana egzersizleri nasıl yapacağımı gösterecek mi?

* Normal aktivitelerime ne zaman geri dönebilirim? Yapmamam gereken bir aktivite var mı?

* Aynı ameliyatı geçirmiş konuşabileceğim biri var mı?

Koltuk altı diseksiyonu : Kanserin koltuk altı lenf bezlerine yayılıp yayılmadığının anlaşılması için bu ameliyat yapılır. Bazı lenf bezleri çıkarılarak mikroskop ile incelenir. Adjuvan tedavi seçiminde koltuk altı lenf bezlerinde kanser olup olmaması önemlidir. Önceleri, mümkün olduğunca fazla sayıda lenf bezinin alınmasının kanserin vücudun diğer bölgelerine yayılma riskini azaltacağı ve tedavi şansını arttıracağına inanılırdı. Bugün ise meme ve koltuk altı lenf bezleri dışına yayılan meme kanseri hücrelerinin en iyi tedavisinin sistemik tedavi olduğu bilinmektedir. Koltuk altı diseksiyonu, diğer meme kanseri tedavileri seçilirken bir test olarak kullanılır.

Kadınlar meme rekonstrüksiyonu (memenin şeklini oluşturmak için estetik ameliyat) olmayı seçebilirler. mastektomiyle aynı anda ya da sonra yapılabilir.

Radyoterapi :

Radyoterapi, yüksek enerjili ışınlar (x ışınları gibi) kullanılarak kanser hücrelerinin öldürülmesi veya küçültülmesidir. Radyasyon vücut dışından uygulanabileceği gibi (dış radyasyon), tümörün içine radyoaktif madde de yerleştirilebilir (brakiterapi).

Meme kanseri tedavisinde genellikle dış radyasyon kullanılır. Uzun bir süre düzenli olarak x ışınları uygulanır. Radyoterapi, cerrahiden sonra memede, göğüs duvarında veya koltuk altı bölgesinde kalan kanser hücrelerini ortadan kaldırmak için kullanılabileceği gibi, daha az sıklıkla cerrahi öncesinde tümörün küçültülmesi için de uygulanabilir.

Tedaviye, cerrahiden yaklaşık bir ay sonra başlanılarak, 6 veya 7 hafta boyunca haftanın 5 günü devam edilir. Her uygulama birkaç dakika sürer. Tedavinin kendisi ağrısızdır.

Radyoterapinin en önemli yan etkileri memede şişlik ve ağırlık hissi, tedavi uygulanan bölgede güneş yanığı benzeri değişiklikler ve halsizliktir. Meme dokusu ve ciltte meydana gelen değişiklikler genellikle 6 ile 12 ay sonra kaybolur. Bazı kadınlarda ise radyoterapiden sonra meme daha küçük ve daha sıkı hale gelir. Bebeğe zarar verebileceğinden, hamilelik sırasında radyoterapi uygulanmaz.

Radyoterapi uygulamanın bir başka yolu ise meme dokusunda kanserin hemen yanına radyoaktif çekirdeklerin (saçma taneleri) yerleştirilmesidir. Tümöre ek bir radyasyon yüklemesi yapmak için de kullanılabilir. Tek radyasyon kaynağı olarak kullanılmasıyla ilgili çalışmalar devam etmektedir. Bugüne kadar elde edilen sonuçlar iyi olmakla birlikte, bu yöntemin standart tedavi şeklinde kullanılabilmesi için daha fazla çalışma yapılması gerekmektedir.

Bir başka yönteme ise Mammosite adı verilmiştir. İnce bir boruya takılan bir balondan oluşur. Balon, lumpektomi boşluğuna yerleştirilerek tuzlu su ile doldurulur. Borudan radyoaktivite verilir. Beş gün boyunca günde iki kez radyoaktif madde verilir ve geri alınır. Beşinci günün sonunda balon çıkarılır

Meme kanseri olan bazı kadınlar radyoterapinin her ikisini de (dış radyasyon ve radyoaktif çekirdeklerin yerleştirildiği iç radyasyon) görür.

Bir kadın radyoterapiden önce doktoruna aşağıdaki soruları sormak isteyebilir :

* Bu tedaviye neden ihtiyacım var?

* Bu tedavinin yararları, riskleri ve yan etkileri nelerdir? Cildimi etkiler mi?

* Uzun süreli etkileri var mı?

* Tedavi ne zaman başlayacak? Tedavinin işe yaradığını nasıl bileceğiz? Tedavi ne zaman sona erecek?

* Tedavi sırasında nasıl hissedeceğim?

* Tedaviden önce, tedavi sırasında ve sonrasında kendime nasıl bakabilirim?

* Normal aktivitelerime devam edebilir miyim?

* Sonrasında göğsüm nasıl görünecek?

* Tümörün geri oluşma olasılığı nedir?

* Ne sıklıkla takip edilmeliyim?

Kemoterapi :

Hastalığın erken evrelerinde bile, kanser hücreleri meme kanserinden koparak kan dolaşımı yoluyla yayılabilir. Bu hücreler belirtilere neden olmaz, röntgen filminde görülmez ve fizik muayenede fark edilmezler. Ancak, büyümeye devam ederlerse vücudun başka bölgelerinde yeni tümörler oluşmasına yol açabilirler. Bu hücreleri bulup ortadan kaldırmak için tedavi uygulanmalıdır. Bu amaçla uygulanan tedaviye adjuvan tedavi adı verilir.

Kemoterapi, kanser hücrelerini öldüren ilaçların damar yoluyla veya hap şeklinde uygulanmasıdır. Bu ilaçlar kan dolaşımına girerek tüm vücuda dağılırlar, böylece uzak organlara yayılan kanserlerin tedavisini sağlarlar. Bu ilaçlar kanser hücrelerini öldürürken bazı normal hücrelere de zarar verebilirler, bu da yan tesirlere yol açar.

Cerrahiden sonra kemoterapi uygulanması, meme kanserinin yineleme olasılığını azaltır. Kanserin zaten meme ve koltuk altı bölgesi dışına yayıldığı veya ilk tedaviden sonra geniş çapta yayıldığı hastalarda da kemoterapi esas tedavi olarak kullanılabilir.

Kemoterapi, cerrahiden önce de uygulanabilir, bu uygulama genellikle tümörün küçülmesini ve böylece daha kolay çıkarılmasını sağlar. Bu yaklaşım ayrıca, doktorların tümörün ilaçlara nasıl yanıt verdiğini anlamalarına olanak verir. Tümörde küçülme olmuyorsa farklı ilaçlar kullanılabilir.

Kemoterapi döngüler halinde uygulanır, her bir tedavi periyodundan sonra bir ara verilir. Tedavinin toplam süresi genellikle 3 ile 6 ay arasında sürer. Tek bir ilaç kullanmak yerine, sıklıkla çeşitli ilaçlar bir arada kullanılır.

Hormon Tedavisi :

Hormonal Tedavi HRT (hormon replasman tedavisi) değildir.

Hormonal tedavi, hormon reseptörü-pozitif meme kanserlerine etkilidir. Bazı kadınlara menopoz sırasında veya sonrasında uygulanan hormon replasman tedavisinden (HRT) tamamen farklıdır. HRT, bir meme kanseri tedavi yöntemi değildir; ayrıca meme kanseri tanısı almış hastalarda HRT göreceli olarak güvensiz kabul edilmektedir. Hormonal tedavi, hormon reseptörü-pozitif meme kanserlerinde çok etkili bir tedavidir. Hormonal tedavi, östrojen hormonunu bloke ederek, hormonun aktif duruma geçmesini ve meme kanseri hücrelerinin çoğalmasını uyarmasını engeller.

Hormonal tedavinin amacı; cerrahi, kemoterapi veya radyoterapi ile gerçekleştirilen ilk tedaviden sonra vücudun herhangi bir yerinde kalmış olabilecek kanser hücrelerinin ortadan kaldırılmasıdır. Hormonal tedavi bir sigorta poliçesi gibidir - yineleme riskini cerrahi, kemoterapi ve radyoterapi ile elde edilenin de ötesinde azaltmanın bir yoludur. Meme kanseri hastası iseniz, tedavinin tüm kanser hücrelerini öldürmesini arzu edersiniz ancak her zaman bundan emin olamazsınız. Hormonal tedavi alarak bu riski biraz daha azaltırsınız. Sigorta yaptırmanıza gerek olmamasını dilersiniz ancak aslında yaptırmak daha iyidir. Hormon reseptörü-pozitif kanserli birçok hasta için hormonal tedavi, en az diğer tedavi yöntemleri kadar önemlidir. Aslında hormonal tedavi, kemoterapiden daha etkili olabilir. Durumunuza bağlı olarak, doktorunuzla birlikte hormonal tedavinin tek başına veya kemoterapinin ardından uygulanmasına karar verebilirsiniz.

Aşağıdaki durumlarda hormonal tedavi uygulanabilir :

* Yüksek risk taşımakla birlikte meme kanseri hastası değilseniz, riski azaltmak için,

* İnvaziv-olmayan meme kanserlerinde (DCIS) kanserin tekrarlama riskini azaltmak için,

* Cerrahi, kemoterapi veya radyoterapi gibi ilk tedavilerin ardından meme kanserinin yineleme veya yeni kanser oluşma riskini azaltmak için,

* İnvaziv meme kanserlerinde herhangi bir tedaviden önce büyük tümörlerin küçültülmesi için ve

* İleri (metastatik) hastalıkların tedavisi için.

Hem menopoz öncesi hem de menopoz sonrası dönemdeki kadınlar için hormonal tedaviler bulunmaktadır. Ancak hormonal tedavi sadece hormon reseptörü olan kanserlere sahip (hormon reseptörü-pozitif meme kanserli) kadınlarda etkilidir. Hücreler östrojen reseptörüne, progesteron reseptörüne veya her ikisine de sahip olabilirler. Doktorunuz henüz kanser hücrelerinin hormon reseptörü taşıyıp taşımadığını test etmediyse, bu tetkiki yaptırıp yaptırmayacağını sorunuz. Eğer doktorunuz; cerrahi, kemoterapi veya radyoterapi gibi birden fazla tedavi türü almanız gerektiğini söylediyse, genellikle diğer tedavilerinizi tamamladıktan sonra, en son olarak hormonal tedavi alırsınız. İlk tür tedaviden sonra aldığınız her tedavi " adjuvan" olarak adlandırılır.

Ancak cerrahiden önce de, büyük tümörlerin küçültülmesi için hormonal tedavi uygulanabilir. Eğer herhangi bir tedaviden önce hormonal tedavi alırsanız bu da "neoadjuvan" tedavi olarak adlandırılır.

Antiöstrojenler uzun yıllar boyunca, hormon reseptörü-pozitif meme kanserli hastalarda tercih edilen hormonal tedavi seçeneği olmuştur. Ancak 2005'te, dünya çapındaki çeşitli klinik çalışmalarda aromataz inhibitörlerinin, hormon reseptörü-pozitif meme kanserli post-menopozal kadınların tedavisinde antiöstrojenlerden daha etkili oldukları görülmüştür.

Aromataz inhibitörleri bugün, hormon reseptörü-pozitif meme kanserli menopozdaki kadınların tedavisinde kullanılabilmektedir. Menopoz öncesi kadınların hormonal tedavisinde ise, antiöstrojenler hâlâ tercih edilen tedavi seçeneğidir.

Dört önemli hormonal tedavi türü vardır.

Tedavi kararı kısmen, hâlâ âdet görüyor (pre-menopozal) veya menopoza girdiğiniz için âdetten kesilmiş (post-menopozal) olmanıza bağlı olarak verilir.

1. Aromataz inhibitörleri, post-menopozal kadınlarda üretilen östrojen miktarını azaltır. Aromataz inhibitörleri, hormon reseptörü-pozitif meme kanserli post-menopozal kadınlarda östrojen miktarını azaltır. Aromataz inhibitörleri ile ilgili biraz daha bilgi verelim. Östrojen hormonu, hormon reseptörlerine çoğalma sinyali gönderir. Vücutta daha az östrojen olduğu zaman, hormon reseptörleri daha az çoğalma sinyali alacak ve kanser büyümesi yavaşlatılacak veya durdurulabilecektir.

Menopozdan önce, kadınlardaki östrojenin büyük bölümünü yumurtalıklar üretir, yani diğer östrojen kaynaklarının kısıtlanması etkisiz veya çok az etkilidir. Post-menopozal kadınlarda ise, vücuttaki östrojenin büyük bölümü başka bir hormon olan androjenden üretilir. Aromataz inhibitörleri, androjenin östrojene dönüşmesini sağlayan aromataz adlı enzimi durdurmakta ve böylece yumurtalıklar DIŞINDA üretilen östrojen miktarını azaltmaktadır. Bu da kan dolaşımında daha az östrojen olması, östrojen reseptörlerine daha az östrojenin ulaşması ve daha az kanser hücresi çoğalması anlamına gelmektedir.

Klinik çalışmalarda aromataz inhibitörlerinin önemli yararları gösterilmiştir. Günümüzde uzmanlar, hem erken hem de ileri evredeki hormon reseptörü-pozitif invaziv meme kanserli post-menopozal kadınların standart tedavisinde aromataz inhibitörlerini tercih etmektedirler.

Birçok uluslararası önemli çalışmadan elde edilen en yeni sonuçlarda, hormon reseptörü-pozitif (östrojen reseptörü-pozitif, progesteron reseptörü-pozitif veya her ikisi) erken evre meme kanserli post-menopozal kadınların tedavisinde aromataz inhibitörlerinin antiöstrojenlerden daha etkili oldukları görülmüştür.

Tüm aromataz inhibitörleri günde bir kez alınan hap şeklinde, beş yıla kadar kullanılabilir. Ancak ileri (metastatik) kanserli hastalarda, işe yaradığı sürece ilaç kullanmaya devam edilir.

Başka bir klinik çalışmada, plasebo alan kadınlarda kanserin yineleme oranının aromataz inhibitörü alan kadınlardakinin yaklaşık iki katı olduğu saptanmıştır. Genel olarak, aromataz inhibitörleri yineleme riskini %43 azaltmıştır. Daha yeni bir çalışmada ise, aromataz inhibitörü alan kadınlarda yineleme riskinin belirgin olarak azaldığı ve ayrıca kanser yinelemeksizin yaşam süresinin de daha uzun olduğu görülmüştür. Ayrıca, kanserin vücuda yayılma (metastaz) riskini de antiöstrojenlerden %27 daha fazla düşürdükleri belirlenmiştir.

2. SERM'ler (seçici östrojen reseptör modülatörleri) östrojen reseptörünü bloke eder. Sandalye kapmaca oyunundaki gibi, SERM östrojen reseptöründe östrojenin gelmesi gereken yere oturur, böylece östrojen reseptöre bağlanamaz ve hücre çoğalmasını uyaramaz.

3. ERD'ler (östrojen reseptör kısıcıları) östrojen reseptörlerine zarar verirler. Hücrede reseptör olmadığında, östrojen hücre içine giremez.

4. Yumurtalık işlevinin durdurulması veya yumurtalıkların alınması, menopoz öncesi dönemdeki kadınlarda yumurtalıkların ana östrojen kaynağı olması esasına dayanmaktadır. Pre-menopozal kadınlarda yumurtalıkların östrojen üretimini durdurmanın üç yolu vardır :

* İlaçlar : Yumurtalıkların östrojen üretimini durdurmak için ayda bir kez enjeksiyon şeklinde birkaç ay uygulanır.

* Cerrahi : Yumurtalıkların alınması (ooforektomi) vücuttaki östrojen miktarını belirgin olarak azaltır.

* Yumurtalık radyoterapisi : Bazen yumurtalık ablasyonu olarak da adlandırılan, yumurtalıklara düşük dozda radyasyon uygulanması östrojen üretimini de durdurabilir. Yumurtalık fonksiyonunun durdurulmasında bu yöntem nadiren kullanılır.

Sonuç olarak, doktorunuzla birlikte hormonal tedavi türleri konusunda görüşmeli ve sizin için en uygun olana karar verebilmek için çeşitli türleri karşılaştırmalısınız.

Biyolojik Tedavi :

Biyolojik tedavi kanserle savaşmak için vücudun doğal yeteneğini (bağışıklık sistemi) kullanır. Metastatik meme kanseri olan bazı kadınlar hedefe yönelik tedavi görürler. Bu, kanser hücrelerine tutunabilen laboratuvarda yapılmış monoklonal antikordur.

Laboratuvar testinde HER2 adı verilen proteine fazlaca sahip olan meme tümörüne sahip kadınlarda uygulanan bir tedavisir. Bu tedavi, HER2'yi bloke ederek, kanser hücrelerinin büyümesini yavaşlatabilir ya da durdurabilir.

Bir kadın sistemik tedavi görmeden önce doktoruna aşağıdaki soruları sorabilir (kemoterapi, hormon terapisi veya biyolojik tedavi) :

* Bu tedaviye neden ihtiyacım var?

* Hangi ilaçları alacağım? İlaçlar ne yapacak?

* Hormon tedavisine ihtiyacım varsa, yumurtalıkların ameliyatla alınması mı yoksa ilaçlar mı benim için iyi olur?

* Tedavi ne zaman başlayacak? Ne zaman bitecek?

* Tedavinin beklenen yararları nelerdir? Tedavinin işe yaradığını nereden bileceğiz?

* Tedavinin riskleri ve olası yan etkileri nelerdir? Bu konuda ne yapabilirim? Hangi yan etkiyi size söylemeliyim? Uzun süreli yan etki olacak mı?

* Tedavi için nereye gideceğim? Sonrasında eve araba kullanarak dönebilecek miyim? Hastanede kalmalı mıyım?

* Tedavi normal aktivitelerimi nasıl etkileyecek?

* Klinik bir araştırma çalışması benim için uygun mudur?

* Tedavi sonrası nasıl bir bakıma ihtiyacım olacak?

Evrelere Göre Tedavi Seçenekleri :

Bir kadının tedavi seçenekleri hastalığının evresi ve aşağıdaki faktörlere göre değişir :

* Tümörün büyüklüğünün memenin büyüklüğüne oranı.

* Laboratuvar testlerinin sonuçları (örneğin kanser hücrelerinin büyümesinin hormonlara bağlı olup olmaması gibi)

* Menopoz olup olmadığı

* Genel sağlığı

Aşağıdakiler her evre için yaygın olarak kullanılan tedaviler. (Diğer tedaviler bazı kadınlar için uygun olabilir.) Klinik çalışmalar meme kanserinin her evresinde bir seçenek olabilir.

Evre 0

Evre 0 göğüs kanserinde lobular carcinoma in situ (LCIS) veya ductal carcinoma in situ (DCIS) :

* LCIS : LCIS olan çoğu kadınlar başka bir tedaviye gerek duymazlar. Onun yerine doktor meme kanseri belirtileri için düzenli takip önerebilir. Bazı kadınlar meme kanseri oluşumu riskini azaltmak için antiöstrojenler kullanırlar. Diğerleri yeni önleyici tedavi çalışmalarına katılabilirler. Tek memede LCIS olması her iki meme içinde kanser riskini arttırır. Bu yüzden LCIS olan çok az kadında, kanser oluşumunu önlemek için her iki memenin de alındığı ameliyat (bilateral proflaktik mastektomi) önerilebilir. Cerrah, bunlarda koltukaltındaki lenf bezlerini almaz.

* DCIS : DCIS olan çoğu kadın memenin alınmadığı ameliyatı takiben radyoterapi görürler. Bazıları total mastektomi olmayı seçerler. Koltukaltındaki lenf bezleri genelde alınmaz. DCIS olan kadınlar, yayılabilen meme kanserinin oluşumunu önlemek için antiöstrojenler kullanabilirler.

I, II, ve IIIA Evreleri

I, II, ya da IIIA evrelerinde meme kanseri olan kadınlar kombine tedavi görebilirler. Bazıları (özellikle I. ve II. Evreler) meme alınmayan ameliyatı takiben radyoterapi görürler. Diğerlerinde mastektomi gerekebilir. Her iki yaklaşımla da kadınların genelde (özellikle I. ve II. Evreler) koltukaltı lenf bezleri alınır. Doktor, koltukaltı lenf bezlerinde kanser hücresi bulursa ya da memedeki tümör büyükse mastektomiden sonra radyoterapi önerebilir.

Meme alınmayan ameliyat (takiben radyoterapi) ve mastektomi arasındaki seçim bir çok faktöre göre değişir :

* Tümörün boyutu, yeri ve evresi

* Kadının memesinin boyutu

* Kanserin belirli özellikleri

* Kadının memesinin alınmaması hakkında hissettikleri

* Kadının radyoterapi istememesi (korkması)

* Kadının radyoterapi merkezine gidebilecek durumda olması.

Bazı kadınlar (özellikle II veya IIIA evresindekiler) ameliyattan önce kemoterapi görürler. Bu tedaviye neoadjuvan, terapi denir. Ameliyattan önce kemoterapi büyük tümörün küçülmesini sağlar, böylece memenin alınmadığı ameliyat mümkün olur.

Ameliyattan sonra bir çok kadın adjuvant terapi (kemoterapi, hormon terapisi yada her ikisi) görür. Adjuvant terapi, kalan kanser hücrelerinin yok edilmesini ve kanserin memede veya başka bir yerde tekrar oluşmasını engeller.

IIIB ve IIIC Evreleri

IIIB evresindeki (inflamatuvar meme kanseri olanlar dahil) yada IIIC evresindeki kadınlar genelde kemoterapi görürler.

Eğer kemoterapi tümörü küçültürse, doktor sonradan ek tedavi önerebilir :

* Mastektomi : Cerrah, meme ve koltukaltındaki lenf bezlerini alır. Ameliyattan sonra kadının meme ve koltukaltına radyoterapi uygulanabilir.

* Memenin alınmadığı ameliyat : Cerrah sadece kanseri alır memeyi değil. Genelde koltukaltındaki lenf bezleri alınır. Ameliyattan sonra kadının memesine ve koltukaltına radyoterapi uygulanabilir.

* Ameliyat yerine radyoterapi : Bazı kadınlar ameliyat yerine radyoterapi görebilir.

Doktor ek olarak kemoterapi, hormon tedavisi veya her ikisini de önerebilir. Sistemik tedavi hastalığın memeye yada başka yere geri gelmesini önler.

IV. Evre

Çoğu vakada IV. Evredeki kadınlar hormon tedavisi, kemoterapi veya her ikisini birden görürler. Bazıları biyolojik tedavi de görebilir. Radyasyon vücudun belli bölümlerindeki tümörü kontrol etmek için kullanılabilir. Bu tedaviler hastalığı iyileştirmez ama kadının daha uzun yaşamasını sağlayabilir.

Bir çok kadın antikanser tedavileriyle birlikte hastalığın ilerlemesini yavaşlatan destekleyici tedavide görürler. Bazıları belirtileri kontrol etmek için sadece destekleyici tedavi görebilir.Destekleyici tedavi kadının hem fiziksel hem de duygusal olarak kendini iyi hissetmesine yardımcı olur. Bu tip tedavinin amacı kadının yaşamını uzatmaktansa, acısını ve diğer belirtileri kontrol etmek ve tedavinin yan etkilerini (bulantı gibi) azaltmak.

Tekrarlayan Meme Kanseri :

Tekrarlayan meme kanseri, tedaviden sonra tekrar oluşan kanserdir. Tekrarlayan kanser için tedavi kanserin yeri ve boyutuna ve daha önce hastanın almış olduğu tedavilere göre değişir.

Eğer kanser, alınmayan memede tekrarlamış ise o meme alınır. Eğer kanser, vücudun farklı yerlerinde oluşursa, tedavi kemoterapi, hormon tedavisi ya da biyolojik tedaviyi kapsayabilir. Radyoterapi, göğüs duvarında ya da vücudun belli bölgelerinde oluşan kanseri kontrol edebilir. Destekleyici tedavi, tedavi planının en önemli parçasıdır. Birçok hasta anti-kanser tedavisi görürken hastalığın ilerlemesini yavaşlatmak ve belirtileri hafifletmek için destekleyici tedavi de görür. Bazıları ağrı, bulantı ve diğer belirtileri azaltıp, yaşam kalitesini artırmak için sadece destekleyici tedavi alırlar.

Kanser Tedavisinin Yan Etkileri :

Kanser tedavisi sağlıklı hücre ve dokulara da zarar verebileceğinden istenmeyen yan etkiler de görülmektedir. Belirgin yan etkiler, tedavinin tipi ve büyüklüğüne göre değişmektedir. Bunlar her kadın için veya aynı tedaviyi gören kadınlar için aynı olmayabilir. Aynı hastada, yan etkiler bir tedavi seansından diğer tedavi seansına değişebilir. Doktor, tedavilerin yan etkilerini ve ne yapılması gerektiğini size anlatacaktır.

Ameliyat :

Ameliyat yerinde kısa süreli ağrı ve hassasiyet olabilir. Ameliyattan önce hastalar ağrının giderilmesi için doktorlarıyla konuşmalıdırlar. Her ameliyat az da olsa enfeksiyon, kanama ve başka problem riski taşıyabilir. Herhangi bir problem oluşan kadınlar doktorlarına başvurmalıdırlar.

Bir yada iki memesi alınan kadınlar eğer büyük memelilerse denge kaybı yaşayabilirler. Bu dengesizlik boyun ve sırt bölgesinde ağrı yaratabilir. Aynı zamanda meme alınan bölgenin derisi gergin hissedilebilir. Omuz ve kol kasları da gergin hissedilebilir ama bu problem geçicidir. Doktor, hemşire ve fizyoterapist, kadının kol ve omzundaki gücü geri kazanması için egzersiz önerebilirler.

Ameliyat sırasında bazı sinirler incinmiş veya kesilmiş olabileceğinden hastalar, omuz, koltuk altı, üst kol ve memesinde uyuşma ve karıncalanma hissedebilir. Bunlar birkaç hafta yada birkaç ayda geçer, ama bazı kadınlarda uyuşma daha uzun sürebilir.

Lenf Ödem (Kol Ödemi)

Koltukaltındaki lenf bezlerinin alınması, lenf sıvısının akışını yavaşlatır. Sıvı, kolda ve elde birikip şişme (lenfödem) yaratır. Bu problem ameliyattan hemen sonra ya da yıllar sonra da olabilir. Hastanın tedavi edilen taraftaki el ve kolunu hayatı boyunca koruması gerekir. Kadının aşağıdakilere dikkat etmesi gerekir :

* Etkilenen koluna dar kıyafetler yada mücevher takmaktan kaçınmalı

* Çanta ya da valizini diğer koluyla taşımalı

* Kesilmesini önlemek için koltukaltını elektrikli makineyle almalı

* İğne, kan testleri, kan basıncı ölçümlerini diğer koluna yaptırmalı

* Bahçeyle uğraşırken elini korumak için eldiven giymeli, kuvvetli deterjanlar kullanmamalı

* Dikkatli manikür yaptırmalı, tırnak etlerini kesmekten kaçınmalıdır.

Hasta doktoruna, kolunda ya da elinde olabilecek kesik, böcek ısırığı, güneş yanığı ya da başka incinmelerle nasıl baş edeceğini sormalı. Aynı zamanda kolu yada eli incindiğinde, şiştiğinde, kızardığında yada ısındığında doktoruna başvurmalı.

Eğer lenfödem oluşursa, doktor bu tip problemler için egzersiz yada başka yollar önerebilir. Örneğin lenfödem olan bazı kadınlar lenf sıvısı akışını artırmak için elastik kolluk giyerler. Doktor, aynı zamanda ilaç, masaj veya kola baskı yapan makineler gibi başka yaklaşımlar da önerebilir. Hastaya bir uzman yada fizyoterapist önerilebilir.

Radyoterapi :

Radyoterapi sırasında meme kanseri olan kadın, özellikle tedavinin sonuna doğru yorgunluk hissedebilir. Bu his tedavi bittikten sonrada devam edebilir. Dinlenmek önemli, ama doktorlar hastalarına genelde olabildiklerince aktif olmalarını önerirler.

Tedavi edilen alandaki cildin kırmızı, kuru, hassas ve kaşıntılı olması yaygındır. Meme ağır ve gergin hissedilebilir. Bu problemler zamanla geçer. Tedavinin sonuna doğru cilt nemlenebilir. Bu alanın havayla yeteri kadar temas ettirilmesi cildin iyileşmesine yardımcı olur.

Sütyen ve diğer kıyafetler kaşıntı ve terleme yapabileceğinden, hastalar tedavi süresinde bol pamuklu kıyafetler tercih etmelidirler. Cilt bakımı da önemlidir. Kadınlar tedavi edilen alana deodorant, krem ve losyonlar kullanmadan önce doktorlarına danışmalıdır. Radyoterapinin bu yan etkileri geçidir. Tedavi bittikten sonra tedavi alanı yavaş yavaş iyileşir. Fakat cildin renginde sürekli bir renk farklılığı olabilir.

Kemoterapi :

Radyasyon gibi kemoterapi de kanser hücreleri gibi normal hücreleri etkileyebilir. Kemoterapinin yan etkileri genelde belli ilaçlara ve doza göre değişir. Genelde anti-kanser ilaçları, çabuk bölünen hücreleri etkiler, bunlar :

* Kan hücreleri : Bu hücreler enfeksiyonla savaşır, kanın pıhtılaşmasını sağlar ve vücudun diğer bölgelerine oksijen taşır. Kan hücreleri etkilendiğinde, hastalar hastalıklara kolay yakalanır, kolayca kanar, kendilerini yorgun ve zayıf hissedebilir.

* Saç köklerindeki hücreler : Kemoterapi saç dökülmesine neden olabilir. Saç uzar ama rengi ve yapısında farklılık olabilir.

* Sindirim sistemindeki hücreler : Kemoterapi iştahsızlık, bulantı, ishal veya ağız ve dilde yara yapabilir. Bu yan etkilerin bir çoğu ilaçlarla kontrol edilebilir.

Kemoterapinin yan tesirleri kullanılan ilaç türüne, verilen miktara ve tedavi süresine bağlıdır.

Aşağıdaki geçici yan tesirler ortaya çıkabilir :

* Çok yorgun olmak (bitkinlik, genellikle alyuvar eksikliğine bağlı)

* Bulantı ve kusma

* İştahsızlık

* Saç dökülmesi

* Ağızda yaralar

* Âdet düzeninde değişmeler (kalıcı olabilir)

* Artmış enfeksiyon riski (akyuvar eksikliğine bağlı)

* Çürük oluşması veya küçük kesilerden sonra kanama (kandaki plateletlerin eksikliğine bağlı)

Bu yan tesirlerin çoğu tedavi bittiğinde ortadan kalkar. Örneğin, saçlarınız yeniden çıkar. Yan tesirlerle ilgili bir sorununuz olduğunda doktorunuza veya hemşirenize durumu bildiriniz, çünkü genellikle yapılabilecek bir şeyler vardır.

Bazı anti-kanser ilaçları, yumurtalıklara zarar verebilir.

Kalıcı yan tesirler olarak erken âdet kesilmesi (menopoz) ve hamile kalamama görülebilir. Ancak kemoterapi alıyor olmak her zaman gebeliği önlemez, ayrıca kemoterapi sırasında hamile kalınması doğumsal sakatlıklara yol açabilir. Kemoterapinin doğmamış çocuğa etkileri bilinmediğinden, cinsel yönden aktif dönemde iseniz, doğum kontrolü konusunu onkoloğunuzla görüşmelisiniz.

Bazı ilaçların uzun süre veya yüksek dozda kullanılması kalp hasarına yol açabilir; ancak doktorlar bu ilacın dozunun kontrolünde dikkatli oldukları gibi, problem bulgularını da izlerler.

Ayrıca, kemoterapi alan birçok kadın, konsantrasyon ve belleklerinde hafif bir azalma fark ederler ("kemo beyin"). Bu durum uzun süre devam edebilir. Ancak araştırıcılar bu bulguları doğrulamamıştır. "Kemo beyin" konusunun doğru olup olmadığı henüz bilinmese de, kemoterapi sonrası hastaların işlevleri iyidir. Tedavinin bir yan tesiri olarak "kemo beyin" saptanan çalışmalarda, belirtilerin genellikle bir veya iki yıl içinde ortadan kalktığı görülmüştür.

Çok nadir olarak, meme kanseri tedavisinden yıllar sonra bazı kemoterapi ilaçları akut myeloid lösemi adı verilen bir başka kansere yol açabilir. Ancak meme kanseri tedavisinden elde edilen yarar bu nadir olayın riskinden çok daha fazladır.

Halsizlik de kemoterapi alan kadınlarda uzun sürebilen bir problemdir. Birkaç yıl sürebilen bu duruma yardımcı olunabilir. Halsizlik problemi yaşıyorsanız bunu doktorunuza bildiriniz.(12)

Biyolojik Tedavi :

Yayılmış meme kanseri olan bazı kadınlarda hedefe yönelik tedavi uygulanır. İlk tedavideki yan etkiler, ateş ve titreme şeklinde olur. Diğer muhtemel yan etkiler ise ağrı, halsizlik, bulantı, kusma, ishal, baş ağrısı, nefes almada zorluk ve isiliktir. Bu yan etkiler ilk tedaviden sonra daha az şiddetli olur.

Hedefe yönelik tedaviler bazen kalp yetmezliğine neden olabilecek kalp sorunları da yaratabilir. Aynı zamanda akciğerleri de etkileyebilir ve hemen tıbbi yardım gerektiren nefes alma problemleri ortaya çıkabilir. Bu tedavileri almadan önce hasta, doktoru tarafından kalp ve akciğer problemleriyle ilgili olarak kontrol edilmelidir. Tedavi sırasında doktor, kalp ve akciğer problemi olabilecek hastalara daha çok dikkat eder.

Tamamlayıcı ve Alternatif Tıp :

Meme kanseri olan bazı kadınlar stres ve diğer yan etkilerini azaltmak için tamamlayıcı ve alternatif tıptan yararlanabilirler :

* Tamamlayıcı tıp, doktor tarafından önerilen tedaviye ek bir yaklaşımdır.

* Alternatif tıp, standart tedavi dışında yapılan yaklaşımdır.

Tamamlayıcı ve Alternatif Tıbbın en genel olanları akupunktur, masaj tedavisi, bitkisel ürünler, vitamin ve özel diyetler, visualization, ve ruhsal tedavidir. Birçok kadın bu yaklaşımların kendilerini iyi hissetmelerine neden olduğunu belirtiyor.

Fakat bazı yaklaşımları doktorun önerdiği tedaviyle birlikte yapmak zararlı olabilir. Bu tedavileri denemeden önce kadın, doktoruyla tedavilerin olası yarar ve risklerini konuşmalıdır. Bazı tamamlayıcı ve alternatif tıp ilaçları pahalı olabilir. Sağlık sigortası bu masrafları karşılamaz.

Meme Rekonstrüksiyonu :

Mastektomi olan bazı kadınlar, mastektomi sırasında ya da daha sonra meme rekonstrüksiyonu olmak isteyebilirler. Bazı kadınlar, meme protezini tercih edebilirler. Tüm bu seçeneklerin avantaj ve dezavantajları vardır, bir kadın için uygun olan diğeri için uygun olmayabilir. Önemli olan meme kanseri olan her kadının seçeneklerinin olmasıdır. Meme rekonstrüksiyonunu düşünen kadın (sonradan yapılacak olsa bile) mutlaka mastektomiden önce bir cerrahıyla görüşmelidir.

Meme rekonstrüksiyonu için bir çok işlem vardır. Bazı kadınlar implant (silikon ya da serum fizyolojik) isteyebilirler. Aynı zamanda kadın, vücudunun başka bir bölgesinden alınan kendi dokusuyla da meme rekonstrüksiyonu isteyebilir. Karnın altından, sırttan veya kalçadan memeye deri, kas ve yağ alınabilir. Cerrah, meme şeklini yaratmak için bu dokuları kullanır.

Ne tür bir meme rekonstrüksiyonun iyi olacağı, kadının yaşı, vücut tipi ve geçirdiği ameliyatın türüne göre değişir. Cerrah, her rekonstrüksiyon tipi için yarar ve riskleri anlatabilir.

Hasta, meme rekonstrüksiyonu hakkında doktoruna şu soruları sormak isteyebilir :

* Silikon meme implantlarının güvenliği hakkında son bilgiler nelerdir?

* Hangi tip ameliyat bana en iyi sonucu verir? Sonrasında nasıl görüneceğim?

* Meme rekonstrüksiyonu ne zaman başlayabilir?

* Kaç ameliyata ihtiyacım var?

* Ameliyat esnasındaki riskler nelerdir? Sonrasındaki riskler nelerdir?

* Yara olacak mı? Nerede? Nasıl gözükecek?

* Eğer vücudumun başka bir bölgesinden deri, kas ve yağ alınacaksa bu dokuların alındığı yerde kalıcı bir değişiklik olacak mı?

* Hangi aktiviteleri yapmamalıyım? Normal aktivitelerime ne zaman dönebilirim?

* Sonrasında bakıma ihtiyacım var mı?

* Rekonstrüksiyon'un maliyeti nedir? Sağlık sigortam karşılar mı?

İyileşme :

Doktorlar, meme kanseri olan kadınların normal aktivitelerine bir an önce geri dönebilmeleri için her çabayı gösterirler. İyileşme dönemi her kadın için, tedavi tipi, hastalığın evresi ve diğer faktörlere bağlı olarak değişir. Ameliyattan sonra kadının kol ve omzunu çalıştırması, bu bölgede tekrar güç ve hareket kazanmasına yardımcı olur. Aynı zamanda sırtında ve boynunda ağrı ve sertliği azaltır. Özel egzersizler, çoğunlukla ameliyattan birkaç gün sonra başlar. Egzersizler yavaş ve nazikçe başlar hatta yatakta bile yapılabilir. Çoğunlukla fizyoterapistin denetimi altında gerçekleşir. Zaman geçtikçe egzersizler arttırılabilir. Düzenli egzersiz daha sonra bir kadının normal rutini olur. (mastektomi veya meme rekonstrüksiyonu geçiren kadınların doktorlarının açıklayacağı özel egzersizlere ihtiyacı vardır.) Sıklıkla belli egzersizleri yapmak ve kolu yastık üzerine koymak, ameliyattan sonra oluşan lenfödemini azaltır veya önler. Lenfödemini önleme ve tedavi hakkındaki bilgiler "yan etkiler" bölümünde anlatılmıştır.

Tedavi Sonrası Bakım :

Meme kanseri tedavisinden sonra düzenli kontroller önemlidir. Her ne kadar meme kanseri tamamen yok edilmiş gözükse de, hastalık bazen vücutta kalan tespit edilememiş kanser hücreleri yüzünden nükseder.

Takip :

Tedaviniz bittikten sonra tüm takip randevularınıza gitmeniz çok önemlidir. Bu randevularda doktorunuz belirtiler hakkında sorular soracak, fizik muayene yapacak, kan testleri veya röntgen filmi gibi görüntüleme tetkikleri isteyecektir. Kanserin yinelemesi veya yayılmasının saptanması ile bazı tedavilerin yan tesirlerinin ortaya çıkarılması için takip gereklidir. Kafanızdaki soruları doktorunuza sormanız ve varsa endişelerinizi görüşmeniz için iyi bir fırsattır.

Hemen hemen her kanser tedavisinin yan tesirleri vardır. Bazıları birkaç haftadan birkaç aya kadar sürebileceği gibi, bazıları ise kalıcı olabilir. Sizi rahatsız eden herhangi bir belirti veya yan tesiri tedavi ekibinize anlatmaktan çekinmeyin, ancak bu sayede bunların tedavisi için size yardımcı olabilirler.

Tedavi bittikten sonra tüm takip randevularına gelmeniz çok önemlidir. Karşılaştığınız ağrı, iştahsızlık, kilo kaybı, adet dönemlerindeki değişiklikleri, olağan dışı vajinal akıntı veya bulanık görüntü gibi değişiklikleri veya bitmeyen baş ağrılarını, baş dönmelerini, nefes darlığını, öksürük, sırt ağrılarını ya da sindirim problemlerini doktorunuza mutlaka anlatınız.

Başlangıçta bu randevular her 3 ile 6 ayda bir yapılır. Kansersiz geçen süre uzadıkça randevuların sıklığı da azalır. Beş yıl sonra ziyaretler genellikle yılda bire iner. Sağlam meme ile lumpektomi yapılan memenin düzenli olarak mamografilerini çektirmeye devam etmelisiniz.

Antiöstrojen kullanıyor iseniz her yıl kadın-doğum muayenesi yaptırmalısınız. Anormal vajinal kanamanız oluyorsa bunu mutlaka doktorunuza belirtmeniz gerekir, çünkü antiöstrojenler rahim kanseri riskini arttırır. Aromataz inhibitörleri kullanıyorsanız kemik yoğunluğunuzu ölçtürmelisiniz.

Kanserin yinelediğine işaret eden herhangi bir bulgu olduğunda doktorunuz daha fazla test yapılmasını isteyebilir. Kanser yinelerse, cerrahi tedavi, radyoterapi, hormon tedavisi veya kemoterapi uygulanabilir.

Lenfödem, meme kanseri tedavisinden sonra sıvı birikmesi sebebiyle kolda meydana gelen şişliktir. Bunun ortaya çıkışının izlenmesi önemlidir, ancak hangi hastalarda lenfödem gelişeceğini söylemek biraz zordur. Cerrahiden hemen sonra oluşabileceği gibi, aylar, hatta yıllar sonra da ortaya çıkabilir.

Tedavi ile lenfödem genellikle önlenebilir veya kontrol altında tutulabilir. Etkilenen bölge tarafındaki kolda enfeksiyon veya yaralanma olması lenfödeme yol açabilir veya var olan lenfödemi kötüleştirebilir. El veya kolunuzdaki herhangi bir şişlik, sertlik veya yaralanmayı doktorunuza belirtiniz. Bu sorunların engellenmesine yardımcı olabilecek çeşitli önlemler vardır. Örneğin bazı doktorlar, lenf bezi cerrahisi veya radyoterapi uygulanan taraftaki koldan kan alınmamasını ve o koldan tansiyon ölçtürülmemesini önermektedirler.

5 Yıl Tedavisini Bitirmiş Hastalarda Devam Eden Nüks Riski

Erken evre meme kanserinde güncel tedavi yaklaşımları, sağkalımı artırmış, rekürrensi azaltmıştır.

2003'de Aromataz İnhibitörleri (AI) nin etkisini araştıran bir çalışmanın ön sonuçları yayınlandı. Buna göre AI standart adjuvan tedavisini tamamlamış kadınlarda rekürrens riskini önemli ölçüde azaltmaktaydı. HR+, standart adjuvan antiöstrojen tedavisini tamamlamış 5000' den fazla kadın, tedavinin sonlanmasından sonraki 3 ay içinde AI alanlar veya plasebo alanlar olarak randomize edildiler. 30 aylık izlem süresi sonundaki değerlendirme bulgularına göre AI relatif rekürrens riskinde %42 azalma sağladı. AI, uzak yayılım riskini de azaltmaktaydı ve lenf nodu tutulumu olan hastalarda genel yaşam süresini önemli ölçüde iyileştirdi.

Sonuç olarak AI, 5 yıllık standart adjuvan antiöstrojen tedavisini tamamlayan grupta, hastalıksız sağkalımda anlamlı derecede düzelme sağlamaktaydı, lokal yineleme, kontrlateral olaylarda anlamlı derecede azalma, nod pozitif grupta genel sağ kalımda önemli düzelme sağlamaktaydı. AI adjuvan uygulamada genel sağ kalım avantajı kanıtlanmıştır. Klinik çalışmalardan elde edilen sonuçlara göre, ASCO tedavi kılavuzlarında standart adjuvan tedavisini tamamlayan hastalarda AI tedavisinin 2,5 yıla kadar uzatılması önerilmekle birlikte, bir çalışma sonucuna göre 5 yıllık antiöstrojen tedavisinden sonra hastalıksız postmenapozal kadınlarda 4 yıla kadar uzatılmış AI tedavisinin güvenilir ve klinik olarak etkili olduğu belirtilmektedir. AI' yle tedavinin 10 yıla kadar uzatılmasının rekürrens riskini önlemedeki etkilerini araştıran çalışmalar halen sürmektedir. Tüm bu yakın klinik çalışmalardan elde edilen verilere bakıldığında, Amerikan Kanser Derneği ve St. Gallen Uluslararası Konsensus Paneli uzatılmış adjuvan tedavide AI' inin kullanılmasını önermektedir.

Yaşam kalitesi :

Meme kanseri tedavisi gören kadınlar, tedavi bittikten sonra yaşam kalitelerinin normale dönüp dönemeyeceğini bilmek isterler. Birçok çalışma bunun normale döneceğini doğrulamıştır. Ancak, kemoterapi alan kadınların bir kısmında bazı işlevlerde biraz azalma görülebilir.

Yapılan çalışmalarda genç kadınların meme kanseri ve tedavisine bağlı stresten daha çok etkilendikleri görülmüştür. Bazıları kendilerini izole edilmiş hissedebilir. Ayrıca kemoterapi, tedavi edilmesi gereken bir durum olan erken menopoza yol açabilir. Cinsel sorunlar da yaşanabilir. Bu kadınlar, genç meme kanseri hastalarına yönelik danışma ve destek gruplarından yararlanabilirler.

Meme Kanserinin Duygusal Tarafları :

Tedavi sırasında çok sayıda tetkik yaptırmaktan, başka şeylere odaklanamayabilirsiniz. Tedaviniz bittiğinde ise kendinizi duygulardan bunalmış halde bulabilirsiniz. Birçok kadında bu durum görülür ve destek almak için ideal bir zamandır. Gücünüze ve rahatınıza kavuşmak için insanlara ihtiyacınız olacaktır. Çeşitli şekillerde destek alabilirsiniz : aile, arkadaşlar, kanser destek grupları, dinsel veya manevi gruplar, çevrimiçi destek grupları ve bireysel danışmanlar gibi. Kanser seyri sizi yalnız hissettirebilir ama bununla tek başınıza başa çıkmak zorunda değilsiniz.

Cinsellik :

Meme kanserli kadınlarda cinsellikle ilgili endişeler genellikle çok kaygı vericidir. Meme kanseri tedavisinde kullanılan kemoterapi gibi yöntemler hormon düzeyinde değişikliklere yol açarak, cinsel ilgi veya yanıtta azalmaya yol açabilirler. Özellikle yirmili veya otuzlu yaşlarda meme kanseri tanısı alan kadınlarda bu durum daha zordur. Eş seçimi ve çocuk sahibi olma bu dönemde genellikle çok önemlidir.

Hastanın eşi de tanıyı bunaltıcı bulabilir. Eşler tedaviden sonra, özellikle cerrahiden sonra sevgilerini fiziksel ve duygusal olarak nasıl ifade edecekleri konusunda endişelidir. Meme kanseri tedavisi memeye dokunulmasından hissedilen hazzı etkileyebilir. Yeniden yapılan bir memede, meme başına dokunmanın verdiği haz büyük ölçüde kaybolur çünkü yeniden yapılan meme başı, doğal olandan daha az duyu hisseder. Meme derisi de daha az duyarlı olabilir. Ancak, zamanla bazı duyular geri gelebilir.

Bazı kadınlar cerrahi yapılan bölgenin etrafına dokunulmasından hoşlanırken; bazıları bundan hoşlanmayabilir, hatta, diğer memelerine dokunulmasından bile hoşlanmayabilirler. Az sayıda kadın, mastektomi sonrasında göğüste kronik ağrı hissederler. Cinsel ilişki sırasında bu bölgelerin yastıkla desteklenmesi yararlı olabilir.

Meme cerrahisi ve radyoterapisi kadının cinsel isteğini fiziksel olarak azaltmaz. Ayrıca, normal ilişki ve orgazma ulaşma yeteneğini de azaltmaz. Yeni bir çalışmadan güzel haberler elde edilmiştir : erken evre meme kanserli hastaların çoğu bir yıl içinde gayet iyi uyum sağlamıştır. Bu kadınların yaşam kalitelerinin hiç kanser geçirmemiş kadınlarınkine yakın olduğu bildirilmiştir.

Meme Kalıpları ve Sütyenler

Mastektomi yapılan kadınlardan bazıları, yeniden meme yapılması yerine meme kalıpları kullanmayı tercih edebilirler. Doktorunuz kalıcı bir kalıp için ne zaman hazır olacağınızı size söyleyecektir. Kalıpların fiyatları farklılık göstermektedir. İyi görünen ve size uyan bir kalıp almak için zaman ayırın.

Her zaman kullandığınız sütyen sizin için en uygunu olabilir. Bu sütyeniniz meme kalıbı kullanmaya uygun duruma getirilebilir.

Gebelik :

Geçmişte birçok doktor meme kanseri geçiren kadınlara tedaviden sonra en az iki yıl boyunca hamile kalmamalarını önermekteydi. Bu konuda az çalışma yapılmış olmakla birlikte, hemen hemen hepsinde başarılı bir tedaviden sonra hamile kalmanın meme kanseri yineleme riskini arttırmadığı görülmüştür. Hamile kalmayı düşünüyorsanız, bu konuyu doktorunuzla mutlaka konuşun. Bazen danışmanlık, annelik ve meme kanseri geçirmiş olma hakkındaki karmaşık konuları sıralamanıza yardımcı olur.

Menopoz Sonrası Hormon Tedavisi (PHT) :

Geçmişte doktorlar meme kanseri tedavisinden sonra kadınların menopozun ciddi belirtileriyle başa çıkabilmeleri için PHT (hormon replasman tedavisi-HRT diye de bilinir) önermekteydiler. Ancak yeni bir çalışmada elde edilen sonuçlar, meme kanseri tedavisinden sonra PHT alan kadınlarda kanserin yinelemesi veya yeni meme kanseri oluşması riskinin arttığını göstermektedir. Bu nedenle, birçok doktor meme kanseri geçirmiş hastalarda PHT uygulamanın iyi bir fikir olmadığını düşünmektedir. Bu durumdaki kadınların, menopoz belirtileriyle başa çıkmanın farklı yolları konusunda doktorlarıyla görüşmeleri gerekir. (18)

Yeni Bir Doktora Gitme :

Kanser tanısı ve tedavisinden bir süre sonra, kendinizi yeni bir doktorun muayenehanesinde bulabilirsiniz. Eski doktorunuz taşınmış veya emekli olmuş olabilir veya siz taşınmış ya da başka bir nedenle doktorunuzu değiştirmiş olabilirsiniz. Yeni doktorunuza tanı ve tedavinizle ilgili tüm ayrıntıları anlatmanız çok önemlidir. Aşağıdaki bilgilerin elinizin altında olduğundan emin olunuz :

* biyopsi veya cerrahi işleme ait patoloji raporunuzun kopyası

* cerrahi tedavi yapıldıysa ameliyat raporunuzun kopyası

* hastanede yattıysanız çıkış özetinizin kopyası

* kanser tedavisinde kullanılan bazı ilaçların uzun süreli yan tesirleri olabileceğinden,

* kullanmış olduğunuz ilaçların, dozlarının ve ne zaman kullandığınızın listesi (18)

Tedavi Sırasında ve Sonrasında Dikkate Alınması Gereken Yaşam Tarzı Değişiklikleri

Kanser olmak ve tedaviyle uğraşmak çok zaman alıcı ve duygusal açıdan çökertici olabilir ancak yaşamınıza yeni bir açıdan bakma fırsatı da yaratabilir. Uzun vadede sağlığınızı nasıl koruyacağınızı düşünebilirsiniz.

Sağlıklı Seçimler Yapın

Kanser olduğunuzu öğrenmeden önceki yaşamınızı düşünün. Sağlığınızı olumsuz etkileyebilecek şeyler yapıyor muydunuz? Belki de çok miktarda alkol alıyor, gereğinden fazla yemek yiyor, sigara içiyor ya da sık egzersiz yapmıyor olabilirsiniz.

Şimdi kendinizi suçlu hissetme veya kendinizi ayıplama zamanı değil. Aksine, yaşamınızın geri kalanını olumlu etkileyebilecek değişikliklere başlayabilirsiniz. Kendinizi sadece iyi hissetmekle kalmayacak, aynı zamanda daha sağlıklı olacaksınız.

En çok endişelenebileceğiniz aşağıdaki konulardan başlayabilirsiniz. Sizin için zor olacağını düşündükleriniz için yardım isteyiniz.

Diyet ve Beslenme :

Doğru beslenme herkes için zor bir durumdur, ancak kanser tedavisi sırasında ve sonrasında daha da zor olmaktadır. Tedaviden sonra yapabileceğiniz en iyi şeylerden biri sağlıklı beslenme alışkanlıkları edinmektir. Yediğiniz sağlıklı besinlerin çeşidini arttırmak gibi küçük değişikliklerin uzun dönem yararlarını görünce şaşıracaksınız. Her gün 5 veya daha fazla porsiyon sebze ve meyve yiyin. Beyaz un ve şeker yerine kepekli gıdaları tercih edin. Yüksek yağ içeren etleri kısıtlamaya çalışın. Sosis, sucuk ve pastırma gibi işlenmiş etleri bırakın. Alkol alıyorsanız, günde en fazla 1 veya 2 kadehle sınırlandırın. Düzenli egzersiz yapmayı unutmayın. İyi bir diyetle düzenli egzersiz bir araya geldiğinde, sağlıklı kilonuzu korumanıza ve kendinizi daha enerjik hissetmenize yardımcı olacaktır.

Dinlenme, Halsizlik, Çalışma ve Egzersiz :

Halsizlik, kanser tedavisi gören kişilerde sık görülen bir belirtidir. Genellikle sıradan bir yorgunluk olmayıp, dinlenme ile geçmeyen "kemiğe işlemiş" bir bitkinliktir. Bazı kişilerde bu halsizlik tedaviden sonra uzun süre devam etmekte ve fiziksel aktivite yapmalarını engellemektedir. Oysa egzersiz, yorgunluğunuzu azaltmaya yardımcı olur.

Hasta iseniz ve tedavi boyunca yatak istirahatı yapmanız gerekiyorsa, formunuzun, dayanıklılığınızın ve kas kuvvetinizin biraz azalması normaldir. Fizik tedavi, kaslarınızın kuvvetini ve hareket genişliğini korumaya yardımcı olacağı gibi, bu denli yorgunluk hissedilirken ortaya çıkan halsizlik ve depresyon hissi ile mücadele etmeye de yardımcı olur. Size uygun fiziksel aktivite programları bulunabilir. Egzersiz planınıza başlamadan önce sağlık ekibinizle görüşün ve onların da fikirlerini alın. Daha sonra, yalnız başınıza egzersiz yapmamak için kendinize bir egzersiz arkadaşı bulun.

Çok yorgun olsanız bile, aktivite ile dinlenme süresini dengelemelisiniz. İhtiyacınız olduğunda dinlenmelisiniz.

Egzersiz,

* Fiziksel ve duygusal sağlığınıza katkıda bulunur.

* Kalp-damar sağlığınızı olumlu etkiler.

* Kaslarınızı güçlendirir.

* Yorgunluğu azaltır.

* Gerginlik ve depresyonu hafifletir.

* Genel olarak mutlu olmanızı sağlar.

* Kendinizi daha iyi hissetmenize yardımcı olur.

Klinik Çalışmalar :

Meme kanseri olan kadınlar, tedavide yeni yöntemler ve tekrar oluşumu engellemek için klinik deneyler ve araştırma çalışmalarında yer almak için doktorlarıyla konuşabilirler. Bu çalışmalar her evredeki meme kanseri için mevcuttur.

Mitler ve Gerçekler :

Meme Kanseri İle İlgili Mitler :

Meme kanseri riskiniz nedir? Sizin için en uygun olan meme kanseri tedavisi hangisidir? Terlemeyi önleyiciler ile meme kanseri arasında ilişki var mıdır?

Bilmediğiniz şeyler sizi incitebilir. Yanlış bilgi, meme kanseri riskinizi fark etmenizi ve en aza indirmenizi veya olabilecek en iyi tedaviyi almanızı engelleyebilir. Kendinizi gerçeklerle donatınız.

Burada meme kanseri ile ilgili yaygın mitler verilmiş, ardından meme kanseri tedavisi ile ilgili mitlerden söz edilmiştir.

* Memede kitle bulmak meme kanseri olduğunuz anlamına gelir.

Yanlış : Her 10 kitleden 8' i kanser değildir. Eğer memenizde sürekli bir kitle veya değişiklik hissederseniz bir an önce doktora görünmelisiniz. Çoğu zaman kadınlar korkuları yüzünden düzenli sağlık kontrolü yapmazlar. Bazen kadınlar karşılaşacakları şeylerden korktukları için tedaviden uzak dururlar. Aylık kendi kendinize kontrollerle, düzenli doktor ziyaretleri ve düzenli mamografi çekimleriyle kendi sağlığınızla ilgilenin.

* Meme kanseri sadece yaşlı kadınları etkiler.

Yanlış : Yaş ile birlikte meme kanseri riskinin arttığı doğru olmakla birlikte, meme kanseri herhangi bir yaşta ortaya çıkabilir. Doğumdan 39 yaşına kadar her 231 kadından biri meme kanserine yakalanır (risk <=/%0.5); 40-59 yaşları arasında bu olasılık 25'te 1'dir (%4 risk); 60-79 yaş arasında ise 15'te 1'dir (yaklaşık %7). Doksan yaşına kadar yaşayacağınız varsayılırsa, hayatınız boyunca meme kanserine yakalanma olasılığınız 7'de 1'dir. Bu da genel yaşam boyu riskinizin %14.3 olduğu anlamına gelir.

* Meme kanseri açısından bir risk faktörü taşıyorsanız, muhtemelen hastalanırsınız.

Yanlış : Meme kanseri geni anormalliği gibi en kuvvetli risk faktörlerinden birini taşıyor olsanız bile meme kanserine yakalanmanız kesin değildir. Kalıtsal BRCA1 veya BRCA2 genetik bozuklukları taşıyan kadınların tüm yaşamları boyunca %40-80'inde meme kanseri ortaya çıkmakta; %20-60'ında ise meme kanseri görülmemektedir. Diğer tüm risk faktörlerinin meme kanserine yol açma olasılıkları daha düşüktür.

* Ailenizde meme kanseri geçmişi yoksa hastalanmazsınız.

Yanlış : Her kadın biraz meme kanseri riski taşır. Meme kanserine yakalanan kadınların %80'inin aile öyküsünde meme kanseri yoktur. Yaş -hayatın yıpratması- meme kanseri için bilinen tek başına en önemli risk faktörüdür. Ailesinde meme kanseri öyküsü olan kadınlarda risk biraz artabilir, çok artabilir veya değişmeyebilir. Bu konuda kaygılarınız varsa doktorunuzla veya bir genetik danışman ile aile öykünüzü görüşünüz. Boşuna endişeleniyor olabilirsiniz.

* Sadece annenizin ailesindeki meme kanserleri sizin riskinizi arttırır.

Yanlış : Annenizin veya babanızın ailesinde meme kanseri öyküsü olması sizin riskinizi eşit olarak etkiler. Bunun sebebi, genlerinizin yarısının anneden, yarısının babadan gelmesidir. Ancak meme kanseri geni bozukluğu bulunan bir erkekte meme kanseri gelişme riski, aynı geni taşıyan bir kadındakinden daha düşüktür. Bu nedenle, babanızın aile öyküsü hakkında daha fazla bilgi edinmek istiyorsanız, baba tarafınızdaki erkekleri değil, esas olarak kadınları incelemeniz gerekir.

* Deodorant/ Ter önleyici kullanmak meme kanserine yol açar.

Yanlış : Koltukaltı bölgesine uygulanan ter önleyici veya azaltıcılarda bulunan aktif maddelerin meme kanseri riskini arttırdığını gösteren herhangi bir bulgu yoktur. Meme kanseri ile ter önleyiciler arasında ortaya atılan ilişki, anatomi ve meme kanseri hakkındaki yanlış bilgilere dayanmaktadır.

* Doğum kontrol hapları meme kanserine yol açar.

Yanlış : Günümüzdeki modern doğum kontrol hapları düşük dozda östrojen ve progesteron hormonları içerir. Yapılan birçok araştırmada doğum kontrol hapları ile meme kanseri riski artışı arasında bir ilişki bulunamamıştır. Ancak, birçok farklı çalışmanın sonuçlarının birleştirildiği bir çalışmada, doğum kontrol hapları ile meme kanseri riskinde küçük bir artış arasında ilişki saptanmıştır. Aynı çalışmada ayrıca, riskteki bu hafif artışın zamanla azaldığı gösterilmiştir. On yılın sonunda, doğum kontrol hapları ile meme kanseri riski artışı arasında bir ilişki kurulamamaktadır. Doğum kontrol haplarının yararları da vardır :

1. Yumurtalık ve endometrium kanseri riskinde azalma,

2. Adet bozuklukları, pelvik iltihabi hastalık ve yumurtalık kistlerinin iyileştirilmesi,

3. Kemik mineral yoğunluğunun düzeltilmesi.

Herhangi bir ilaç kullanırken, riskleri ve yararları değerlendirerek kendiniz için en iyi kararı vermeniz gerekir.

* Yüksek yağ içeren besinler tüketilmesi meme kanserine yol açar.

Yanlış : Yapılan birçok büyük çalışmada, yüksek yağlı besinler tüketilmesi ile meme kanseri riskinde artış arasında açık bir ilişki gösterilememiştir. Halen devam eden araştırmalarda bu konunun açığa kavuşturulmasına çalışılmaktadır. Yüksek yağ içeren yiyeceklerden uzak durulmasının başka nedenlerle sağlıklı bir seçim olduğu söylenebilir : "kötü" kolesterolün (düşük yoğunluklu lipoproteinler) azaltılması, iyi kolesterolün (yüksek yoğunluklu lipoproteinler) arttırılması; daha sağlıklı besinler tüketme fırsatı oluşturması ve kilo kontrolüne yardımcı olması. Aşırı kilo meme kanseri için bir risk oluşturmaktadır; çünkü fazla yağ, yumurtalıklar dışındaki östrojen üretimini arttırmakta ve vücuttaki genel östrojen düzeyinin yükselmesine yol açmaktadır. Eğer kiloluysanız veya kolayca kilo almaya meyilliyseniz yüksek yağ içeren besinlerden uzak durmanız iyi bir fikirdir.

* Ayda bir yapılan kendi kendine meme muayenesi meme kanseri tanısı için en iyi yöntemdir.

Yanlış : Yüksek kaliteli mamografi, meme kanserinin mümkün olduğunca erken, tedavi edilebilirliğinin en yüksek olduğu dönemde yakalanması için en güvenilir yöntemdir. Meme kanseri hissedilebilir duruma geldiğinde genellikle mamografide saptanabilecek boyuttan daha büyüktür. Yine de kendi kendinize veya bir uzman tarafından yapılan meme muayenesi çok önemlidir. Meme kanserlerinin yaklaşık %25'i sadece meme muayenesiyle (mamogramla değil), yaklaşık %35'i sadece mamografi ile ve %40'ı ise hem fizik muayene hem de mamografi ile saptanmaktadır. Her iki önlemi de almanız önerilir.

* Meme kanseri açısından yüksek risk taşıyorum ve bu konuda yapabileceğim bir şey yok.

Yanlış : Meme kanseri riski yüksek olan kadınlarda bu riski azaltmanın -ortadan kaldırmak değil- birçok etkili yolu varıdr. Bu seçenekler arasında yaşam tarzı değişiklikleri (alkol tüketiminin en aza indirilmesi, sigaranın bırakılması, düzenli egzersiz), ilaçlar; çok yüksek risk taşıyanlarda cerrahi (önleyici mastektomi, bazı kadınlarda önleyici yumurtalık alınması) önerilebilir. Risk düzeyinizle ilgili varsayımlarda bulunmadan önce doktorunuzla veya bir genetik danışmanla görüşünüz.

* Meme kanseri tanısı otomatik olarak ölüm hükmü anlamına gelir.

Yanlış : Meme kanseri tanısı alan hastaların en az %80'inde herhangi bir metastaz bulgusu yoktur (kanser meme dışına ve lenf bezlerine yayılmamıştır). Ayrıca, bu hastaların %80'i en az beş yıl veya daha fazla ve birçoğu da daha uzun süre yaşamaktadır. Metastaz bulguları olan bir hasta uzun süre yaşayabilir. Bunlara ek olarak tedavide her geçen gün umut verici gelişmeler olmaktadır.

* Erkekler meme kanseri olmaz.

Yanlış : Bu yıl 211.000 kadına meme kanseri teşhisi konulacak ve 43.300' ü ölecek; öte yandan 1.600 erkeğe meme kanseri teşhisi konulacak ve 400' ü ölecek. Her ne kadar erkeklerin meme kanseri teşhisi oranı düşükte olsa, aylık kendi kendilerine kontrollerini yapıp değişiklikleri doktorlarına bildirmelidirler.

Meme Kanseri Cerrahisi İle İlgili Mitler

Meme kanseri cerrahisi ile ilgili mitler bir kadın neslinden diğerine geçmektedir. Doğru olmayan bu bilgiler yüzünden endişelenmeden, hastalık gerçeğiyle yüzleşmek kolay değildir. Bu yanlış bilgilerin, uygulanabilecek en iyi tedavinin önüne çıkmasına izin verilmemesi çok önemlidir. Meme kanseri cerrahisiyle ilgili en yaygın mitler şunlardır :

* Cerrahi, kanserin havayla temas etmesine yol açarak yayılmasına neden olur.

Yanlış : Sağlığınız yerindeyken memenizde şüpheli bir şey saptanıyor. Cerrahi uygulanıyor ve tanı ortaya çıkıyor : kanser. Daha sonra yapılan testlerde başka bir yerde de kanser bulunduğunda, ilk olarak ameliyat sırasında kanser hücrelerinin havaya karıştığını ve tüm vücudunuza yayıldığını düşünüyorsunuz ("Oysa daha önce fark etmemiştim"). Ancak metastatik meme kanseri (memenin dışına çıkarak diğer vücut bölgelerine yayılan kanser) uzun süre sessiz kalabilir. Cerrahi tedavi kanserin bir yerlere yayılmasına yol açmaz, kanser cerrahiden önce de zaten oradadır.

* Mastektomi uygulanması, lumpektomi ile birlikte radyoterapi uygulanmasından daha güvenlidir.

Her zaman doğru değil : Memesinin tek bir bölgesinde kanser olan, tümörün 4 cm'den küçük olup temiz sınırlarla çıkarıldığı hastalarda, lumpektomi ile radyoterapinin birlikte uygulanması, mastektomi kadar etkilidir.

* Ailenizde meme kanseri öyküsü kuvvetli ise, lumpektomi ile birlikte radyoterapi tedavisi sizin için uygun değildir.

Yanlış : Ailenizde meme kanseri öyküsü olması, sizde ortaya çıkan kanserin başkalarında görülenlerden daha tehditkâr olduğu anlamına gelmediği gibi size meme koruyucu tedavi uygulanamayacağı anlamına da gelmez. Doktorunuzla birlikte aşağıdakilerin ışığında birçok faktörü değerlendirerek sizin için en uygun cerrahi tedavi türüne karar vermelisiniz : hastalığın evresi,kanserin "kişiliği",yinelemeyi veya aynı memede kanser başlamasını önlemek için ne kadar agresif davranmak istediğiniz.

* Lenf bezleriniz alınırsa, hayatınızın geri kalan kısmında kolunuz şiş kalır.

Yanlış : Lenf bezi cerrahisi, uzun süren rahatsızlık, hissizlik ve lenfödem adı verilen şişlik gibi rahatsızlık verici yan tesirlere neden olabilir. Genellikle vakaların ancak %5-10'unda bu durum görülür. Tüm koltuk altı diseksiyonu (I, II ve III düzey lenf bezlerinin alınması) VE cerrahiden sonra lenf bezi bölgesine radyoterapi uygulanması VE ayrıca kemoterapi verilmesi durumunda lenfödem riski %25'e yaklaşır. Etkilenen kolun düzgün kullanımı ve bakımı, ayrıca fizik tedavi, lenfödemin tedavisine ve şiddetinin azaltılmasına yardımcı olur.

Radyoterapi İle İlgili Mitler

Yeni bir tedavinin başlangıcında yapınıza bağlı olarak biraz endişelenmeniz veya ölümden korkmanız normaldir. Radyoterapi başlanacak kadınlarda, tedavi ile ilgili yanlış bilgiler sebebiyle bu endişe artmış görünmektedir.

* Radyoterapi acı verir.

Tam olarak değil.

Makine günlük tedaviyi uygularken hastaların çoğu radyasyonu hissetmez. Bazı hastalar ise makine radyasyon uyguladığı sırada bölgede hafif ısınma veya karıncalanma hissederler. Zamanla, tedavi edilen bölgenin derisinde kademeli olarak kuruluk, duyarlılık, kaşıntı veya yanma ortaya çıkabilir. Bu duyular rahatsızlık verici olabilir ancak nadiren hastanın tedaviyi sonlandırmasına veya ara vermesine neden olacak kadar şiddetlidirler. Deri reaksiyonları ile ilgili diğerleri.

* Radyoterapi, radyoaktif olmama neden olur.

Sadece bazı vakalarda.

Dış radyasyonla tedavi görüyorsanız hiçbir zaman radyoaktif olmazsınız. Aldığınız radyasyon bir anda dokularınıza geçer - makine kapatıldığında vücudunuza radyasyon geçişi olmaz. Normal yaşam ritminizi devam ettirmeye çalışırken, radyasyon yaymadığınızı arkadaşlarınıza, ailenize ve iş arkadaşlarınıza hatırlatmanız önemlidir. Eğer tedavinin sonunda "yükleme" şeklinde bir iç radyasyon alırsanız, radyoaktif madde içinizde olduğu sürece radyoaktif olursunuz. Bu iç radyasyon tedavisini alırken, hastanede özel bir odada tecrit edilirsiniz.

* Radyoterapi saçlarımın dökülmesine yol açar.

Yanlış : Başınıza uygulanmadığı takdirde, hayır.

Sadece radyoterapi alıyorsanız, saçlarınız dökülmez (meme başı çevrenizdeki ve memeye yakın koltukaltı bölgenizdeki tüyler dökülebilir ancak daha sonra tekrar çıkarlar). Radyoterapinin saçları döktüğü düşüncesi, radyoterapi ile kemoterapinin birbirine karıştırıldığı yanlış bilgilenmeye bağlıdır. Birçok hastada radyoterapi, kemoterapinin hemen ardından başladığından, bu iki tedavinin yan tesirlerinin birbirine karıştırılması anlaşılabilir bir durumdur. Kemoterapi "sistemik" bir tedavi olduğundan, yani tüm vücudu etkilediğinden, bu tedavi sırasında saçlarınız dökülebilir. Radyoterapi ise "lokal" bir tedavidir, yani doğrudan meme dokusuna ve belki bazen de çevre lenf bezlerine odaklıdır. Radyasyon başınızı hedeflemediği takdirde radyasyona bağlı olarak saçlarınız dökülmez.

* Radyoterapi bulantı ve kusmaya neden olur.

Yanlış : Meme ve lenf bezlerine uygulanan radyoterapi bulantı veya kusmaya neden olmaz. Büyük olasılıkla bu mit, kemoterapi ile radyoterapinin birbiriyle karıştırılması sonucu doğmuştur. Bazı kemoterapi ilaçları bulantı ve kusmaya yol açabilir. Bazı antiöstrojenler ile bazı ağrı kesiciler de hafif bulantıya sebep olabilir. Ayrıca, hastalıktan kaynaklanan stres ve gerginlik sebebiyle de midenizde rahatsızlık hissedebilirsiniz.

* Radyoterapi başka meme kanseri oluşma riskini arttırır.

Yanlış : Meme radyoterapisinin amacı aynı memede meme kanserinin yineleme riskini azaltmaktır. Bir memeye radyoterapi uygulanması diğer memede kanser oluşma riskini arttırmaz. Radyasyon ile kanser arasında ilişki olduğu doğrudur : Hodgkin hastalığı sebebiyle göğüs bölgesine radyoterapi uygulanan kızlarda meme kanseri riski artar çünkü gelişmekte olan meme dokusu radyasyon hasarına karşı savunmasızdır. İkinci dünya savaşı sırasında Hiroşima'da atom bombasına maruz kalan kadınların küçük bir kısmında meme kanseri görülme oranı artmıştır. Bugün, o kadınların tüm vücutlarında düşük dozda radyasyona maruz kalmaları sonucu bu durumun ortaya çıktığını söyleyebiliriz. Ancak tedavi edici olarak verilen radyasyon sadece meme bölgesine uygulandığından vücudun diğer bölgelerine "yayılmamaktadır".

Kemoterapi ile ilgili Mitler

* Aldığınız en yüksek kemoterapi alabileceğiniz en iyi tedavidir. Daha fazlası daha iyi sonuç vermez.

Kemoterapi söz konusu olduğunda, en önemli nokta standartların ne üzerinde ne de aşağısında olan doğru ilaç bileşiminin uygulanmasıdır. En az standart dozda ilaç almak çok önemlidir, fazlasının verilmesi gerçek bir avantaj sağlamaz.

* Kemoterapiye bağlı olarak hasta olmazsanız, tedavi başarılı değildir.

Yanlış : Kemoterapi ili ilgili "acı yoksa kazanım da yok" dedikodusu gerçekten dedikodudur. Kemoterapiye bağlı olumsuz etkiler ile kansere karşı elde edilen yararlar arasında bir ilişki yoktur. Her bir hasta farklı yanıt verebilir. Bazı hastalarda çok az yan tesir görülürken, bazılarında her gün ortaya çıkar.

* Genç kadınların kemoterapi sırasında daha fazla bulantısı olur.

Ne kadar genç iseniz bulantı ortaya çıkma olasılığı o kadar yüksektir. Genç kadınların beyinlerindeki bulantı tetikleyici alan daha büyüktür, bu alan yaş ilerledikçe küçülür.

* İlk başta bulantınız olmalı ki doktorlar kemoterapiye nasıl yanıt verdiğinizi anlayabilsin.

Yanlış : Hiç kimse rahatsız olmak zorunda değildir. Kemoterapi ile birlikte bulantı önleyici ilacın ilk dozu da verilir, ayrıca eve döndükten sonra ilk 48 saatte almanız gereken haplar da size verilir.

* Her bir kemoterapi tedavisinde daha kötü olursunuz. Zaman geçtikçe daha da harap olursunuz.

Doğru ve Yanlış : Kemoterapiden sonra kendinizi kötü hissediyorsanız, doktorunuz rahatsızlıklarınızı hafifletmek için ilaçlar verir. İlk tedavide rahatsız olmanız bir sonrakinde de aynı veya daha fazla derecede rahatsız olacağınız anlamına gelmez. Ancak, bitkinlik birikimlidir. Tüm tedavi bitene kadar kendinizi tam olarak enerjik hissetmeyebilirsiniz.

Poliklinik ve Birimlerimiz  |  Doktorlarımız  |  Medikal Yazılar  |  Anlaşmalı Kurumlar  |  İletişim

© 2008 Türk Onkoloji Vakfı - Nurhan Kocabıyık Yeniköy Tıp Merkezi

Köybaşı Cad. Mübaşir Sok. No:2 Yeniköy Sarıyer / İstanbul

(+90) 212 223 56 38 - 39 - 40

Bu sitenin içeriği, kullanıcıyı sağlık amaçlı bilgilendirmeye yönelik hazırlanmıştır. Sitede yer alan bilgiler, hiçbir zaman bir hekim tedavisinin yada konsültasyonunun yerini alamaz. Site içeriği, asla kişisel teşhis yada tedavi yönetiminin seçimi için değerlendirilmemelidir.



Tasarım : 3dfiction.com