Türk Onkoloji Vakfı

Ana Sayfa  |  Poliklinik ve Birimlerimiz  |  Doktorlarımız  |  Medikal Yazılar  |  Anlaşmalı Kurumlar  |  İletişim

Hasta Hakları

Yeniköy Tıp Merkezi'nde tedavi olmaya başlamadan önce haklarınızı öğrenin.

Devamı

Check-Up

50 yaşın üzerindeki herkesin düzenli olarak check-up yaptırmasını öneriyoruz.

Devamı

Mamografi

Yeniköy Tıp Merkezi'nde Mamografi yaptırmak çok kolay.

Devamı

Fizik Tedavi

Yeniköy Tıp Merkezi en yeni teknoloji ile fizik tedavi hizmeti vermektedir.

Devamı

Jinekolojik Kanserler ve Tedavisi

Prof. Dr. Maktav Dinçer

Endometrium (Rahim Gövdesi) Kanserleri

Rahim, gebelik sırasında fetusu (bebeği) taşıyan organ olup, ortası boş, ince kısmı aşağı (ayaklara) doğru duran bir damlaya benzer. Rahimin iç boşluğuna bakan kısımdaki nispeten ince dokuyu oluşturan hücrelerden endometrium kanseri gelişir. Bu iç dokunun gerisinde, rahmin üst küresel kısmında kas dokusu bulunur, buradan da sarkom adı verilen farklı bir habis tümör gelişir. Sarkom’da kansere benzer şekilde davranan, büyüyerek çevre doku ve organlara ulaşabilen ve kanla metastaz yapabilen bir hastalıktır. Sarkomlar, rahmin nadir bir hastalığı olup, cerrahi (ameliyat ile rahim ve yumurtalıkların alınması) ve bazen buna ameliyat sonrasında (postoperatif) eklenen radyoterapi ile tedavi edilir. İlerlemiş sarkom olgularında kemoterapiden de yararlanılmak istenir. Rahimin gövde kısmının en sık gelişen kanseri, ve kadınlarda en sık görülen kanserlerden birisi, endometrium kanseridir. Bu bölümde endometrium kanserine ait bilgiler sunulmaktadır.

Riski Artıran Etmenler

Endometrium kanseri en sık, menopoza girdikten sonraki dönemde, 50-60 yaş civarında ortaya çıkar. Fakat daha genç, 40 yaşındaki bir kadında da gelişmiş olması şaşırtıcı bulunmaz. Endometrium kanserine zemin hazırlayan, gelişmesine sebep olan bazı faktörler vardır. Bunlardan bazıları, menopoz şikayetleri için tek ilaçtan oluşan hormon (östrojen) kullanmak (bunu engellemek için iki hormonlu, östrojen ve progesteron içeren, kombine ilaçların kullanılması prensip edinilmiştir), aşırı şişmanlık (obesite), yüksek tansiyon ve/veya şeker (diabet) hastası olmak şeklinde sıralanabilir. Meme kanseri tedavisinde kullanılan tamoksifen ilacı da endometrium kanseri riskini iki kat artırır. Fakat bu risk tamoksifene ihtiyacı olanların ilacı almamasını gerektirecek kadar büyük bir tehlike değildir. Çünkü tamoksifenin yararı, muhtemel tehlikesinden çok daha fazladır. Ayrıca, aşağıda anlatılacağı üzere, endometrium kanseri erken tanısı ve mutlak tedavisi (şifası) neredeyse kesin olan bir hastalıktır.

Hastalık Bulguları

Endometrium kanserinin belirtileri şunlar olabilir: adet kanaması ile ilgisiz görünen vaginal kanama, adet kanaması süresi ya da miktarının çok artması, menopoza girmiş kadında kanama oluşması, vaginadan gelen daha önce görülmemiş olan anormal akıntı, karının alt kısmında ağrı ve idrar yaparken ağrı hissetmek. Bunlar içersinde en tipik olan şikayet menopozdaki kadında kanama olmasıdır. Menopoza girmiş bir kadında vaginal yolla kan gelmesi halinde, aksi ispatlanana kadar, bu şahısta endometrium kanseri var kabul edilir.

Tanı Yöntemleri

Bu şikayetler oluştuğunda mutlaka kadın hastalıkları uzmanına gidilmelidir. Fizik muayene (tuşe), ve ultrason ile rahmin muayenesi sırasında bir ön tanı oluşabilir. Fakat tanıyı kesinleştirmek ve buna göre tedavi önermek gereklidir. Tanıyı kesinleştirmek için rahim içersindeki boşluğun duvarlarını döşeyen dokudan (endometrium) hücresel örnekler alınması gerekir. Buna endometrium biopsisi denilir. Bu biopsi küret adı verilen ince bir tüp ya da metal çubuk ile alınır. Biopsi işlemi bir çeşit basit kürtaja benzer. Hastanın ağrı hissetmesi durumunda genel anestezi altında yapılır. Biopsi ile alınan doku parçaları mikroskopta incelenir ve tanı kesinleşir. Bundan sonra tedavi önerilecektir.

Endometrium kanseri iyileşme şansı çok yüksek olan bir hastalıktır. Bunun iki sebebi vardır, hastalığın kanama yolu ile erken ve önemli bir bulgu vermesi nedeniyle hastaların hemen doktora başvurmaları ve bu hastalığın yavaş seyirli (nispeten “iyi” huylu) bir gidişe sahip olması nedeniyle genellikle yayılım yapmadan tedavi edilebilmesidir. Hastalığın ilerlediği düzeyi (evreyi) gösteren bir sınıflama vardır; buna göre farklı tedavilerden birkaçı önerilir. Endometrium kanserli hastaların ¾’ü en erken dönemde evre 1’de tanı alırlar ve buna bağlı olarak da tüm endometrium kanserli hastaların 4/5’i şifaya ulaşırlar.

Evreleme

Endometrium kanserinin evrelemesi ana hatları ile aşağıda özetlenmiştir.

Evre 1. Kanser rahim dokusuna sınırlıdır. Rahim boşluğu duvarını oluşturan hücrelerden başlayan kanserleşme arkasındaki kas dokusuna (rahim gövdesini oluşturan ana yapı) bir miktar geçmiş olabilir. Fakat vagina, rahim ağzı, lenf bezi ve diğer organlara sıçrama yoktur.

Evre 2. Rahim gövdesi içinden başlayan kanser aşağıya (ayak tarafına) doğru yayılarak, rahmin alt anatomik yapısı olan rahim ağzına ulaşmış ve buraya yayılım yapmıştır. Kanserin, rahim ağzı bölgesinden lenf bezlerine sıçrama riski daha yüksektir. Bu sebeple bu evredeki hastaların daha fazla tedaviye ihtiyacı vardır.

Evre 3. Kanser rahim dışına yayılmış olup, vagina, lenf bezleri, veya diğer alt batın dokularına, karnın boşluğu üst tarafındaki dokulara ulaşmıştır. Nadir bir durumdur.

Evre 4. Doktora başvurmak da çok geciken hastalarda veya çok nadiren ortaya çıkan ve hızlı yayılgan olan bazı kanser tiplerinde (seröz papiller hücreli kanser) görülür. Kanser idrar torbası, barsak gibi önemli organlara ulaşmıştır, veya kan yolu ile ciğer veya uzak lenf bezi gibi karın dışı organ ve dokulara ulaşmıştır.

Endometrium kanserinde tedaviyle şifa şansı evreye göre değişir. Doğal olarak erken evrede iyileştirilme şansı çok yüksektir. İleri evrelerde daha yoğun tedaviler yapılarak yüksek şifa şansına ulaşılmaya çalışılır. Evrelere göre tedavi seçenekleri aşağıda özetlenmektedir.

Tedavi Seçenekleri

Endometrium kanserinde esas tedavi cerrahidir. Rahim, iki yumurtalık, çevre lenf bezleri, barsakları örten zarımsı doku (omentum) ameliyat ile alınır. Bu dokuların mikroskop altında incelenmesinden sonra cerrahiye –ek bir tedaviye ihtiyaç var mı anlaşılır. Eğer kanser hücreleri hızlı çoğalan bir yapıda ise (yüksek gradlı tümör) veya arkasındaki doku olan kas tabakasına belirgin yayılım yapmışsa, ameliyat sonrası (postoperatif) radyoterapi önerilir. Postoperatif radyoterapi kanserin alt batın içersinde tekrarlamasını önemli ölçüde engeller ve hastalıksız geçecek yılların sayısını artırır. Hastalık rahim dışına taşmışsa veya kan yolu ile yayılma eğilimi gösteren nadir bir tipte ise (seröz papiller gibi) bu olgularda ameliyata radyoterapinin yanı sıra kemoterapi eklenmesi de düşünülür. Kemoterapi 4-6 kür (seans) uygulanır ve 2-4 ay sürer.

Evre 1. Rahimde sınırlı kalmış ve başka doku ile organlara yayılım yapmamış hastalıktır. Tedaviye cerrahi ile başlanır ve yukarıda sayılan işlemler yapılır. Rahim duvarı içersindeki yayılım oranı fazlaysa ve de hızlı çoğalan hücrelerden oluşan bir kanser varsa, postoperatif radyoterapi önerilir. Nispeten az kas tutulumu ve nispeten yavaş çoğalan kanser hücreli hastalık mevcutsa radyoterapi sadece vagina (hazne) içersine uygulanan radyoaktif kaynaklarla (intrakaviter radyoterapi yapılır). Çünkü, hastalığın en sık tekrarladığı yer vaginanın üst taraflarıdır. Bu 4-6seans süren ve 3-5 haftayı alan oldukça basit bir uygulamadır. Endometrium kanseri kas dokusunun tamamına yakınına yayılmış, hızlı çoğalan hücrelerden oluşuyor, ve hele cerrahi operasyon sırasında lenf bezleri de çıkartılmamışsa bu hastalarda ameliyat sonrasında alt batının dışarıdan, genişce bir bölgeden 25 seans 5 haftada ışınlanmasına (eksternal radyoterapi) ihtiyaç vardır. Eksternal radyoterapiye intrakaviter radyoterapi de eklenerek tekrarlama ihtimali azaltılır. Bazı çok hızlı çoğalan hücreli hastalıkta (seröz papiller kanser gibi) ameliyat sonrasında kemoterapi de tedaviye eklenir. Ameliyat olmasına engel bulunan hastalarda (ileri kalp, şeker hastalığı, çok aşırı şişmanlık v.d) tedavi sadece radyoterapi ile (eksternal ve intrakaviter ışınlama) yapılmaya çalışılır; cerrahi kadar başarılı olma şansı azdır.

Evre 2. Tedaviye cerrahi ile başlanır. Mutlaka postoperatif eksternal ve intrakaviter radyoterapi eklenir.

Evre 3. Tedaviye cerrahi ile başlanır. Mutlaka postoperatif eksternal ve intrakaviter radyoterapi eklenir. Cerrahi ve radyoterapiye ilave olarak kemoterapi eklenmesi de düşünülür. Kemoterapinin hastanın şifa oranını ya da ömrünü uzattığı gösterilmiştir.

Evre 4. Hastalık rahim dışarısına taştığından sıklıkla cerrahi ile çıkartılma şansı olamaz. Radyoterapiden yararlanılabilir, ancak hastalığı tam olarak yok etmesi ihtimali azdır. Kemoterapi de bir miktar yarar sağlar ve hastalığı ufaltır. Eğer kanser hücreleri hormona duyarlı ise (bu tedaviden etkilenip, çoğalmaları azalacak ise) tedaviye hormonlar da ilave olur. Kanserin hormon ilaçlarına duyarlı olup olmadığı biopsi parçalarının mikroskop altında incelenmesi sırasında anlaşılır.

Tedavilerin Yan Etkileri:

Cerrahi: Genç hastaların menopoza girme ihtimali vardır (yumurtalıklar özellikle korunmamışsa). Vagina (haznede) kısalma söz konusudur. Lenf bezlerinin çıkartılmasından sonra bacaklarda şişme (ödem) oluşabilir.

Radyoterapi: Vagina (hazne) dar ve kuru hale gelir. Bu önlemek için tedavi sonrasındaki ilk birkaç ay geçtikten sonra, cinsel ilişkiye devam önerilir, böylece vaginada yapışıklık oluşmaz, ayrıca nisai muayene sırasında riskli organlar net görülebilir. Genç hastalarda yumurtalık faaliyeti durur. Radyoterapi bittikten 1-2 yıl sonra rektum (alt barsak) ve idrar torbasından kanama başlayabilir. Bu kanama genellikle 6 ay- 1 yıl içersinde kendiliğinden durur, nadiren cerrahi müdahale veya hiperbarik oksijen tedavisi gibi uygulamalara gerek oluşur. Barsaklarda radyoterapi ile darlık oluşması ihtimali %5 barsak ile ilişkili delik (fistül) oluşması ihtimali %1-3 civarındadır ve önemli bir yan etkidir. Güncel radyoterapi planlama teknolojisi ve doz ölçüm yöntemleri sayesinde radyoterapinin kalıcı veya ameliyat ile çözülebilen önemli yan etkileri %1-2’ye düşmüştür.

Kemoterapi: Bulantı, kusma, saç dökülmesi, halsizlik, ishal, kan değerlerinde düşme ensık görülen yan etkilerdir. Günümüzde mevcut destek tedavileri ve yan etki giderici ilaçların sayesinde bu şikayetlerin çoğu iyileştirilir. Sadece saç dökülmesi engellenemez. Bu da geçici bir durum olup, kemoterapiler bittikten birkaç ay sonra sıklıkla daha gür ve daha dalgalı saçlar yerine gelmektedir.

Tedavi Bitikten Sonra

Tedavisi tamamlanan hastaların en az 5 yıl onkolog (kanser hastalıkları uzmanı) kontrolünde kalması gereklidir. Belirli aralarla (3-6 ay) yapılan kontrollerde, muayene, smear, MRG, PET hekimin görüşü doğrultusunda tekrarlanır.

Vulva (Kadın Dış Cinsel Organ) Kanseri

Kadın dış cinsel organına vulva adı verilir. Bu bölgenin kanserleşmesi çok nadir bir hastalık olup, sıklıkla yaşlı kadınlarda, örneğin 70-80 yaş civarında görülür. Bu organın dış dudaklar denilen en dıştaki dokusu daha sık kanser görülen bölgedir. Bu dokunun altında yer alan ve iç dudaklar denilen dokular ile klitoris adı verilen (dudakların arasında orta hatta ve idrar çıkış deliği üstündeki) hassas küçük doku alanından da kanser nadiren gelişebilir.

Riski Artıran Etmenler

Yaşlanmak bu kanser için bir risk faktörüdür. En sık görülme yaşı 70 civarıdır. Ayrıca HPV (human papillomavirus) adlı mikrop ve bunun yarattığı enfeksiyon varsa bu değişiklikler kansere dönüşebilir. HPV, bulaşma yolları, yarattığı enfeksiyon ve kanserleşme ile ilgili etraflı bilgi serviks (rahim ağzı) kanseri konusunda verilmiştir.

Kansere Ait Bulgular ve Tanı Yöntemleri

Bu bölgede beliren bir şişlik ve hele üzerinde yara ile akıntı-kanama oluşması kanser için önemli bulgulardır. Şişlik oluşmadan önceki dönemde bölgesel kaşıntı oluşabilir. Kaşıntı vulva kanserinin erken ve sık görülen bir bulgusudur. Bu nedenle geçmeyen, birkaç haftadan uzun süren, kaşıntı varlığında mutlaka kadın hastalıkları uzmanına başvurulmalıdır. Adet ile ilgisi olmayan ve vulva dokularında görülen kan ya da kanayan oluşumlar, ya da bu dokularda ortaya çıkan, daha önceden var olmayan, aşırı hassasiyet kanser belirtisi olabilir.

Bu belirtiler varsa doktora müracaat edilir, muayene sonrasında, eğer kanser ihtimali varsa, biopsi ile ufak bir doku parçası alınır.

Tedavi Seçenekleri

Tanı ne kadar erken konulmuşsa yapılacak işlemler de o kadar kısa süreli ve yaşam konforundan kaybettirmeyecek ölçüde olur. Bu kanserin tedavisinde cerrahi çok önemli bir yer tutar. Eğer hastalık çok erken yakalanmışsa, çapı küçük bir tümör varsa, etraf doku ve organlara yayılmamışsa basit, yerel bir uygulama ile sadece kanserli doku, nispeten az doku kaybı ile, çıkartılır ve başka tedavi gerekmeden hasta yaşamına, ve hatta cinsel yaşamına, eskisi gibi devam eder. Daha büyük oluşumlarda, vulva dokusunun tamamının (dış, iç dudaklar, çevre lenf bezleri ve çevre gözeli-yağlı dokular, gereğinde klitoris ve haznenin bir kısmı) ameliyatla alınması yaşam kurtarıcı olur. Bu ameliyat önemli ölçüde yaşam kalitesi kaybı oluşturur. Bu ameliyattan sonra, eğer hastalık lenf bezlerine sıçramışsa veya ameliyatla çıkartılamamış kanserli doku ya da hücreler geride kalmışsa (bunu patoloji raporu bildirir) ameliyat üzerine, 5-6 hafta süreyle radyoterapi yapılması gerekir.

Bu bölgenin radyoterapisi erken dönemde sorunlu gidebilir. Bu bölge nemli kalan bir alan olduğundan radyoterapi sırasında dokuda kızarma, pişik ve yara oluşması sık görülür. Bazı doktor önerili kremler kullanılarak ve gereğinde ışınlamaya ara-istirahat verilerek radyoterapi tamamlanır. Radyoterapinin geç ve kalıcı yan etkileri ise nadir olup %1-2 hastadan fazlasında görülmez (Radyoterapinin geç yan etkileri için “rahim ağzı-serviks” kanseri konusuna bakabilirsiniz).

Hazne (Vagina) Kanseri

Hazneye aynı zamanda doğum kanalı adı da verilir. Rahimin dışarı açılan ağzından başlayarak vücut dış yüzeyine kadar ulaşan bir kanaldır. Bu dokuda kanserleşme nadir olup, çoğunlukla yaşlı kadınlarda, en sık 70 yaş civarında, görülür.

Riski Artıran Etmenler

Gebelik sırasında 1950’li yıllarda düşük tehdidine karşı östrojen hormonu verilmekteydi. Bu hormonu alan kadınlardan doğan kız çocuklarında, erken yaşlarda özel bir tip hazne kanseri görülmüştür. Ancak bu durum günümüzde söz konusu değildir. Yaşlanmak ile bu kansere yakalanma riski artar. Ayrıca HPV mikrobu ile enfekte olmak riski artırır. HPV konusunda etraflı bilgi “rahim ağzı-serviks” kanseri konusunda verilmiştir. Hazne içersindeki bir kanser odağı, cinsel organların daha üst tarafından, yani rahimden de, buraya yayılmış olabilir.

Kansere Ait Bulgular ve Tanı Yöntemleri

Kanama ve akıntı en sık bulgulardır. Adet kanaması ile ilişkisi olmayan kan gelmesi, cinsel ilişki sonrasında kan görülmesi önemli bulgulardır. Ayrıca duş sırasında hazne içersinde kitle ele gelebilir. İlerlemiş hastalık ağrı ve idrar ile ilgili şikayetlere yol açabilir. Bu şikayetlerin varlığında hemen kadın hastalıkları uzmanına başvurulmalıdır. Muayene sırasında kanser oluşumu görülerek ön tanı konulabilir. Bu bölgeden biopsi (parça-örnek) alınarak tanı kesinleşir ve buna dayanarak tedavi önerilecektir. Şikayetlerin ciddi olduğu ancak çıplak gözle yapılan muayenede kanserin görülmediği halde, kolposkopi denilen, ışık kaynaklı ve büyüterek dokuları gösteren, cihaz yardımıyla muayene tekrarlanır. Haznedeki kanserin rahimden buraya sıçramadığından emin olmak için tetkikler yapılır.

Tedavi Seçenekleri

Bu kanserin tedavisinde cerrahinin yeri azdır. Çünkü ameliyat ile çıkartılması zor bir doku alanıdır, birçok organ ile yakın ilişkisi vardır. Haznenin cerrahi olarak alınması, mesane, barsak, dış cinsel organlar gibi birçok dokunun da birlikte çıkartılmasını gerektirir, bu da çok büyük yaşam kalitesi kaybı ve önemli yan etkiler getirir.

Haznede kanser varsa tedavisi radyoterapidir. Bazen buna kemoterapi eklenmesi, eş-zamanlı radyo ve kemoterapi başarı şansını artırır. Radyoterapi vücut dışından verilen ışınlama ile başlar; bu 5-6 hafta süren bir tedavidir. Bundan sonra hazne içersine radyoaktif kaynaklar konularak, ışın dozu tamamlanır. Radyoaktif kaynaklar ya hazne boşluğu içersine yerleştirilir (intrakaviter brakiterapi) veya haznenin duvarı içersine (iğneler ile) sokulur (interstisyel brakiterapi). Her iki brakiterapide de kaynak belirli süre bırakılıp, sonra dışarı alınır.

Bu bölgenin radyoterapisi erken dönemde sorunlu gidebilir. Bu bölge nemli kalan bir alan olduğundan radyoterapi sırasında dokuda kızarma, pişik ve yara oluşması sık görülür. Bazı doktor önerili kremler kullanılarak ve gereğinde ışınlamaya ara-istirahat verilerek radyoterapi tamamlanır. Radyoterapinin geç ve kalıcı yan etkileri ise nadir olup %1-2 hastadan fazlasında görülmez (Radyoterapinin geç yan etkileri için “rahim ağzı-serviks” kanseri konusuna bakabilirsiniz).

Poliklinik ve Birimlerimiz  |  Doktorlarımız  |  Medikal Yazılar  |  Anlaşmalı Kurumlar  |  İletişim

© 2008 Türk Onkoloji Vakfı - Nurhan Kocabıyık Yeniköy Tıp Merkezi

Köybaşı Cad. Mübaşir Sok. No:2 Yeniköy Sarıyer / İstanbul

(+90) 212 223 56 38 - 39 - 40

Bu sitenin içeriği, kullanıcıyı sağlık amaçlı bilgilendirmeye yönelik hazırlanmıştır. Sitede yer alan bilgiler, hiçbir zaman bir hekim tedavisinin yada konsültasyonunun yerini alamaz. Site içeriği, asla kişisel teşhis yada tedavi yönetiminin seçimi için değerlendirilmemelidir.



Tasarım : 3dfiction.com