|
|||
|
|||
|
Ana Sayfa | Poliklinik ve Birimlerimiz | Doktorlarımız | Medikal Yazılar | Anlaşmalı Kurumlar | İletişim |
|||
|
Melanomdan ve deri kanserlerinden korunma yolları Doç. Dr. Dilek
Seçkin
Güneş, bir ultraviyole (UV) kaynağıdır. UV ışınları, bir ucunda gamma ışınları ve X ışınları, diğer ucunda radyo dalgalarının yer aldığı "elekromanyetik spektrum"un bir parçasıdır. UV ışınları, dalga boylarına göre, UVC, UVB ve UVA olmak üzere üçe ayrılır. UVC, 200-290 nanometre (nm), UVB 290-320 nm, UVA ise 320-400 nm arasında dalga boyuna sahip ışınlardır. Dalga boyu uzadıkça, derinin alt tabakalarına giriş miktarı artar, buna karşılık eritem (kızarıklık) oluşturma özelliği azalır. Buna göre UVA, deriye en derin giriş yapabilen, ancak, çok yüksek dozlarda uygulandığında kızarıklık oluşturan bir UV ışınıdır. UVB, UVA kadar derinin derin tabakalarına ulaşamaz ancak kızarıklık oluşturma özelliği, UVA'dan 1000 kat fazladır. UVC ise, kızarıklık oluşturma özelliği açısından UVB'den de kuvvetli olmasına rağmen, teorik olarak ozon tabakasını geçip yeryüzüne, dolayısıyla da derimize ulaşamaz. Yeryüzüne ulaşsa bile derinin ancak çok yüzeyel tabakaları UVC tarafından etkilenebilir. Deri kanseri oluşumu ile sonlanan olaylar, UVB ve UVA'nın etkilediği deri tabakalarında meydana gelir. UV'nin deri kanserine yol açtığı bilinmektedir. UV maruziyeti sonrasında DNA hasarı ortaya çıkar. Bu DNA hasarı, çeşitli mekanizmalarla onarılmaya çalışılır. Değişik sebeplerle bu hasarın onarılamaması, genetik yapıda değişikliğe yol açan mutasyonlarla sonlanır. Mutasyonlar, kanser öncüleridir. Deri kanserinden korunma yolları nelerdir? İlk basamak, güneşten korunmaktır. Bunun için, kontrolsüz olarak, uzun süreli güneşte kalmaktan kaçınılmalıdır. Giysilerle korunmak, şapka ve gözlük kullanmak da oldukça önemlidir. Güneşten kaçınmak mümkün değilse, güneşin deride oluşturacağı zararlı etkileri önlemek için güneşten koruyucu kremler kullanılmalıdır. Diyetle alınan likopen, yeşil çay, siyah çay, üzüm çekirdeği gibi bazı antioksidanların da deri kanserinden korunmada yararlı olabilecekleri çeşitli çalışmalarla gösterilmiştir (likopen, domates, karpuz, üzüm gibi meyve ve sebzelerde bulunur, bunların kırmızı renginden sorumludur). Yukarıda belirtilen genel önlemlerin dışında, özel bir grup hasta için kullanılabilecek ilaçlar da bulunmaktadır. Bu özel grup hastalar içerisinde, doğuştan itibaren deri kanseri geliştirmeye yatkın olan, bağışıklık sistemi baskılanmış olan, hızlı ve çok sayıda deri kanseri geliştiren kişiler yer almaktadır. Bu hastaların bir dermatoloji uzmanı tarafından düzenli takip edilmeleri ve ilaç tedavisi gerekli görüldüyse, dermatoloji uzmanı kontrolünde bu tedaviyi kullanmaları gerekmektedir. Ne tür giysiler güneşten korur? Giysiler, UVA ve UVB'ye karşı dengeli bir koruma sağlarlar. Güneşten korunmanın en ucuz yöntemi, giysilerle korunmaktır. Son yıllarda, giysilerin UV'den koruma özelliğini belirtmek için UPF ("UV protection factor", UV koruma faktörü) denilen sayısal bir faktör kullanılmaktadır. Bir giysinin UV'den yeterli derecede koruyabilmesi için, UPF'nin en az 40 olması gereklidir. Poliester ve yün kumaşlı, sıkı dokunmuş, kalın, koyu
renkli (siyah, mavi) giysilerin UV'den koruma özellikleri daha yüksektir.
Giysilerin yıkanmış olması da daha iyi bir koruma sağlar. Buna karşılık, açık
renkli, ince, ıslak ve vücuda sıkıca oturan giysilerin UV'den koruma özellikleri
yetersizdir. Güneşten koruyucu kremler, deri kanseri gelişimini önler mi? En çok görülen deri kanserleri, melanom, bazal hücreli karsinom ve skuamöz hücreli karsinomdur. Güneşten koruyucu kremlerin skuamöz hücreli karsinom gelişimini ve skuamöz hücreli karsinom öncüsü olarak bilinen aktinik keratoz gelişimini önledikleri gösterilmiştir. Bazal hücreli karsinom gelişimini önlediklerine dair bilgiler açık değildir. Melanomdan korudukları ise gösterilmemiştir, ancak, güneşten koruyucu krem kullanılması, yeni nevus (ben) ortaya çıkışını önler. Melanom gelişme riski de nevus sayısı ile doğru orantılıdır. Güneşten koruyucu kremler nasıl korur? Güneşten koruyucu kremler, inorganik ve organik koruyucular içerebilir. İnorganik koruyucular (bunlara fiziksel koruyucular da denmektedir), başlıca, güneş ışınlarını yansıtarak etki gösterirler. Büyük parçacık (partikül) boyutları nedeniyle, sürüldüklerinde bıraktıkları beyaz renk, kozmetik olarak rahatsız edici olabilir. Son yıllarda, "nanopartikül" teknolojisi sayesinde, parçacık boyutu çok küçültülmüş olan inorganik koruyucuların kullanımında artış olmuştur. Organik koruyucular ise (bunlara kimyasal koruyucular da denmektedir), güneş ışınlarını emerek, oluşan enerjiyi ısı şeklinde salarlar. Güneşten koruma faktörü (SPF, sun protection factor) nedir? Güneşten koruyucuların SPF'leri test edilirken, test edilecek alana güneşten koruyucu krem, 2 mg/cm2 olacak şekilde sürülür. Daha sonra bu alana, farklı dozlarda UV ışını uygulanır. SPF, güneş koruyucu sürülmüş deride kızarıklık oluşturan en düşük dozun, güneş koruyucu sürülmemiş deride kızarıklık oluşturan en düşük doza oranıdır. Örneğin, güneş koruyucu sürülmüş deride 6000 mJ/cm2'de kızarıklık oluşurken, güneş koruyucu sürülmemiş deride 300 mJ/cm2'de kızarıklık oluşuyorsa, bu güneş koruyucu kremin SPF'si 20'dir. Kızarıklık oluşumuna UVB'nin katkısı %85-90 iken, UVA'nın katkısı %10-15'dir. Bu nedenle, SPF, bir güneş koruyucu kremin başlıca UVB'den ne kadar koruduğunu gösteren bir ölçümdür. SPF'lerin, 6, 10, 15, 20, 25, 30, 50 ve 50+ olarak belirlenmesi konusunda sınırlandırma getirilmiştir. Ancak, SPF'si 15 ve üzeri olan güneşten koruyucular yeterli koruma sağlayabilir. Burada dikkat edilmesi gereken çok önemli bir faktör, laboratuar koşullarında SPF ölçümü yapılırken, güneşten koruyucu kremin oldukça kalın (2 mg/cm2) miktarda, buna karşılık günlük kullanım sırasında genellikle çok daha az miktarda sürülüyor olmasıdır. Bu nedenle de, her ne kadar SPF 15 olan bir krem düzgün kullanıldığında (2-3 saatte bir tekrar sürülerek, denizden çıkınca, terleyince tekrarlanarak, bol miktarda sürülerek) yeterli koruma sağlasa da, pratik şartlarda düzgün kullanım nadiren gerçekleşmektedir. Dolayısıyla, yüksek SPF'li (50, 50+ gibi) bir güneşten koruyucu krem kullanılması daha iyi bir koruma sağlamaktadır. SPF, UVB'den korumayı gösteren bir ölçüm olmasına rağmen, UVA'dan korumayı ölçen standart bir yöntem henüz yoktur. Bazı farklı ölçüm yöntemleri önerilmektedir. Bunlar içinde PPD (persistent pigment darkening) ve yıldız sistemi (1 yıldızdan 5 yıldıza kadar) yer almaktadır. Bunlar rutin kullanıma girmemiş olduklarından, güneşten koruyucu kremler üzerinde, UVA'ya karşı koruma derecesini belirten bir değer genellikle yoktur. Ancak, ideal bir güneşten koruyucu kremin UVA ve UVB'ye karşı koruyucu özelliği dengeli olmalıdır. Bir başka deyişle, SPF'si çok yüksek olup UVB'den oldukça iyi korumasına rağmen, UVA'dan gereken oranda korumayan bir güneş koruyucu kremin kullanımı güvenli bir güneşten korunma sağlayamaz. Hatta, yüksek SPF'li bir güneşten koruyucu kızarıklık oluşumunu önemli derecede engelleyeceğinden, kızarıklık oluşmaksızın güneşte uzun süre kalınabilmesine sebep olacak, buna karşılık, UVA'dan koruma özelliği yeterli değilse, fazla miktarda UVA'ya maruz kalınmasına yol açacaktır. Son yıllarda, ideal bir güneş koruyucu kremin UVA'dan koruma faktörünün, SPF'nin en az üçte biri olması gerektiği ileri sürülmektedir. Güneşten koruyucu kremler, güneş altında çok uzun süre kalabilmek amacıyla kullanılmamalıdır. Güneşten koruyucu kremler D vitamini sentezini azaltır mı? Vücut için temel D vitamini kaynağı, UVB'dir. Türkiye gibi güneşi bol ülkelerde vitamin D yetersizliği/eksikliği, kuzeydeki ülkelere oranla daha az görülmektedir. Güneşten koruyucu kremlerin D vitamini sentezini engelledikleri gösterilmemiştir. D vitamini eksikliğinin/yetersizliğinin tedavisi için güneşte kalmak yerine, ağızdan D vitamini içeren ilaçların kullanılması daha güvenlidir. Solaryum, deri kanserine yol açar mı? Günümüzde
solaryumlarda başlıca UVA lambaları kullanılmaktadır (UVA, kızarıklık
oluşturmaksızın bronzlaştırabilen bir ışındır). Özellikle erken yaşta solaryuma
gitmek, deri kanseri gelişme riskinde artışa yol açmaktadır. Solaryum, sigaraya
benzer şekilde, önemli bir kanser oluşturucu ajan olarak kabul edilmektedir. |
|||
|
|
|
Poliklinik ve Birimlerimiz | Doktorlarımız | Medikal Yazılar | Anlaşmalı Kurumlar | İletişim © 2008 Türk Onkoloji Vakfı - Nurhan Kocabıyık Yeniköy Tıp Merkezi Köybaşı Cad. Mübaşir Sok. No:2 Yeniköy Sarıyer / İstanbul (+90) 212 223 56 38 - 39 - 40 |
|
|
|
Tasarım : 3dfiction.com